28 Temmuz 2013 Pazar

Böyle Bitmesin 15.Bölüm izle



Böyle Bitmesin 15.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 15.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 24.Bölüm izle


15 Mart Cuma Son Bölüm Zeliha ve Yusuf arasında deyim yerinde ise soğuk rüzgarlar esiyor, bu sırada Yusuf, Nazlının bir şeyler sakladığını fark eder, Çünkü sürekli telefonu çalıp
Böyle Bitmesin 24.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 24.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 18.Bölüm izle


Başrollerini Nergis Öztürk, Cemal Toktaş ve Yeliz Kuvancının paylaştığı, Her evlilik ikinci bir şansı hak eder sloganıyla çekilen Böyle Bitmesin ekran yolculuğuna bu ak
Böyle Bitmesin 18.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 18.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 19.Bölüm izle


Böyle Bitmesin 19. Bölüm Tek Parça 720p HD izle, Böyle Bitmesin 19. Bölüm Tek Parça full izle, Böyle Bitmesin 19. Bölüm Tek Parça izle, Böyle Bitmesin 19. Bölüm Tek P
Böyle Bitmesin 19.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 19.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 21.Bölüm izle


Nisaın evinde ki esrarengiz olayların yaşanması soru işaretleri oluşturuyorken aklımız da bir de Nisa kendisi gibi birinin peşine düşüp düşündürücü hareketler sergilemeye başlıy
Böyle Bitmesin 21.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 21.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 25.Bölüm izle


Böyle Bitmesin 25. Bölüm 720p HD Tek Parça 720p HD izle, Böyle Bitmesin 25. Bölüm 720p HD Tek Parça dizisi bolumleri, Böyle Bitmesin 25. Bölüm 720p HD Tek Parça dizisi izle, Böyle Bitm
Böyle Bitmesin 25.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 25.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 30.Bölüm izle


Böyle Bitmesin 30. Bölüm Tek Parça 720p HD izle, Böyle Bitmesin 30. Bölüm Tek Parça full izle, Böyle Bitmesin 30. Bölüm Tek Parça izle, Böyle Bitmesin 30. Bölüm Tek Parça online izl
Böyle Bitmesin 30.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 30.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 29.Bölüm izle


26 Nisan Cuma Son Bölüm Fuatın intihar girişiminin ardından, Aile Masası hastaneye koşacaktır. Yusuf yine yapacağını yapmış ve Fuatı kurtarmıştır. Oğlu kaybolduktan sonra bir t
Böyle Bitmesin 29.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 29.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 31.Bölüm izle


Böyle Bitmesin 31. Bölüm Tek Parça 720p HD izle, Böyle Bitmesin 31. Bölüm Tek Parça full izle, Böyle Bitmesin 31. Bölüm Tek Parça izle, Böyle Bitmesin 31. Bölüm Tek Parça online izl
Böyle Bitmesin 31.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 31.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 32.Bölüm izle


Böyle Bitmesin 32. Bölüm Tek Parça 720p HD izle, Böyle Bitmesin 32. Bölüm Tek Parça full izle, Böyle Bitmesin 32. Bölüm Tek Parça izle, Böyle Bitmesin 32. Bölüm Tek Parça online izl
Böyle Bitmesin 32.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 32.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 34.Bölüm izle


Böyle Bitmesin 34. Bölüm Sezon Finali Tek Parça 720p HD izle, Böyle Bitmesin 34. Bölüm Sezon Finali Tek Parça full izle, Böyle Bitmesin 34. Bölüm Sezon Finali Tek Parça izle, Böyle Bit
Böyle Bitmesin 34.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 34.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 34.Bölüm izle


Böyle Bitmesin 34. Bölüm Sezon Finali Tek Parça 720p HD izle, Böyle Bitmesin 34. Bölüm Sezon Finali Tek Parça full izle, Böyle Bitmesin 34. Bölüm Sezon Finali Tek Parça izle, Böyle Bit
Böyle Bitmesin 34.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 34.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 33.Bölüm izle


Böyle Bitmesin 33. Bölüm Tek Parça 720p HD izle, Böyle Bitmesin 33. Bölüm Tek Parça full izle, Böyle Bitmesin 33. Bölüm Tek Parça izle, Böyle Bitmesin 33. Bölüm Tek Parça online izl
Böyle Bitmesin 33.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 33.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 24.Bölüm izle


15 Mart Cuma Son Bölüm Zeliha ve Yusuf arasında deyim yerinde ise soğuk rüzgarlar esiyor, bu sırada Yusuf, Nazlının bir şeyler sakladığını fark eder, Çünkü sürekli telefonu çalıp
Böyle Bitmesin 24.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 24.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 25.Bölüm izle


Böyle Bitmesin 25. Bölüm 720p HD Tek Parça 720p HD izle, Böyle Bitmesin 25. Bölüm 720p HD Tek Parça dizisi bolumleri, Böyle Bitmesin 25. Bölüm 720p HD Tek Parça dizisi izle, Böyle Bitm
Böyle Bitmesin 25.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 25.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 26.Bölüm izle


29 Mart Cuma Son BölümFatihin okuldaki başarılarından dolay Yazıcıların evine, gelen teşekkür mektubu, evdeki yetişkinleri birbirine girdirecektir. Neymiş , Her biri Fatihin velis
Böyle Bitmesin 26.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 26.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 29.Bölüm izle


26 Nisan Cuma Son Bölüm Fuatın intihar girişiminin ardından, Aile Masası hastaneye koşacaktır. Yusuf yine yapacağını yapmış ve Fuatı kurtarmıştır. Oğlu kaybolduktan sonra bir t
Böyle Bitmesin 29.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 29.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 30.Bölüm izle


Böyle Bitmesin 30. Bölüm Tek Parça 720p HD izle, Böyle Bitmesin 30. Bölüm Tek Parça full izle, Böyle Bitmesin 30. Bölüm Tek Parça izle, Böyle Bitmesin 30. Bölüm Tek Parça online izl
Böyle Bitmesin 30.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 30.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 31.Bölüm izle


Böyle Bitmesin 31. Bölüm Tek Parça 720p HD izle, Böyle Bitmesin 31. Bölüm Tek Parça full izle, Böyle Bitmesin 31. Bölüm Tek Parça izle, Böyle Bitmesin 31. Bölüm Tek Parça online izl
Böyle Bitmesin 31.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 31.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 32.Bölüm izle


Böyle Bitmesin 32. Bölüm Tek Parça 720p HD izle, Böyle Bitmesin 32. Bölüm Tek Parça full izle, Böyle Bitmesin 32. Bölüm Tek Parça izle, Böyle Bitmesin 32. Bölüm Tek Parça online izl
Böyle Bitmesin 32.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 32.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 31.Bölüm izle


Böyle Bitmesin 31. Bölüm Tek Parça 720p HD izle, Böyle Bitmesin 31. Bölüm Tek Parça full izle, Böyle Bitmesin 31. Bölüm Tek Parça izle, Böyle Bitmesin 31. Bölüm Tek Parça online izl
Böyle Bitmesin 31.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 31.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 30.Bölüm izle


Böyle Bitmesin 30. Bölüm Tek Parça 720p HD izle, Böyle Bitmesin 30. Bölüm Tek Parça full izle, Böyle Bitmesin 30. Bölüm Tek Parça izle, Böyle Bitmesin 30. Bölüm Tek Parça online izl
Böyle Bitmesin 30.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 30.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 29.Bölüm izle


26 Nisan Cuma Son Bölüm Fuatın intihar girişiminin ardından, Aile Masası hastaneye koşacaktır. Yusuf yine yapacağını yapmış ve Fuatı kurtarmıştır. Oğlu kaybolduktan sonra bir t
Böyle Bitmesin 29.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 29.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 28.Bölüm izle


19 Nisan Cuma Son Bölüm Adıgüzel, Ayşeye açılmanın yollarını ararken, Aile Masasına başvuran Hilal evde bir sorunumuz var diye anlatmaya başlar. Kocası Nusret, Hilalin ça
Böyle Bitmesin 28.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 28.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 27.Bölüm izle


5 Nisan Cuma Son Bölüm Bu hafta İzzet ile Nuran'ın hikayesi ekrana getirilecektir. 40 yaşında olan İzzet, bir çocuk sahibi Nuran'la evlenecek ve ona iyi bir koca olacaktır. İzzet'in evliliğ
Böyle Bitmesin 27.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 27.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 26.Bölüm izle


29 Mart Cuma Son BölümFatihin okuldaki başarılarından dolay Yazıcıların evine, gelen teşekkür mektubu, evdeki yetişkinleri birbirine girdirecektir. Neymiş , Her biri Fatihin velis
Böyle Bitmesin 26.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 26.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 23.Bölüm izle


23. Bölüm Hakkında Bu hafta dizide telefon kriz yaratacaktır, Konu şudur ki ; Nazlının var olan cep telefonu durmak bilmeksizin çalmaya başlayacak ve bu durumda şüphelenmeye başlayan Yu
Böyle Bitmesin 23.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 23.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 25.Bölüm izle


Böyle Bitmesin 25. Bölüm 720p HD Tek Parça 720p HD izle, Böyle Bitmesin 25. Bölüm 720p HD Tek Parça dizisi bolumleri, Böyle Bitmesin 25. Bölüm 720p HD Tek Parça dizisi izle, Böyle Bitm
Böyle Bitmesin 25.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 25.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 24.Bölüm izle


15 Mart Cuma Son Bölüm Zeliha ve Yusuf arasında deyim yerinde ise soğuk rüzgarlar esiyor, bu sırada Yusuf, Nazlının bir şeyler sakladığını fark eder, Çünkü sürekli telefonu çalıp
Böyle Bitmesin 24.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 24.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 22.Bölüm izle


22. Bölüm Hakkında Nisa bu hafta öyle bir dosyayı ele almaya kalkacaktır ki, evdekiler ile beraber uyuklamaları kaçınılmaz olacaktır elbette Uykulu kalmayı göze almışlardır Çün
Böyle Bitmesin 22.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 22.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 20.Bölüm izle


Böyle Bitmesin 20. Bölüm Tek Parça 720p HD izle, Böyle Bitmesin 20. Bölüm Tek Parça dizisi bolumleri, Böyle Bitmesin 20. Bölüm Tek Parça dizisi izle, Böyle Bitmesin 20. Bölüm Tek Par
Böyle Bitmesin 20.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 20.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 19.Bölüm izle


Böyle Bitmesin 19. Bölüm Tek Parça 720p HD izle, Böyle Bitmesin 19. Bölüm Tek Parça full izle, Böyle Bitmesin 19. Bölüm Tek Parça izle, Böyle Bitmesin 19. Bölüm Tek P
Böyle Bitmesin 19.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 19.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 18.Bölüm izle


Başrollerini Nergis Öztürk, Cemal Toktaş ve Yeliz Kuvancının paylaştığı, Her evlilik ikinci bir şansı hak eder sloganıyla çekilen Böyle Bitmesin ekran yolculuğuna bu ak
Böyle Bitmesin 18.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 18.Bölüm izle

21 Temmuz 2013 Pazar

Böyle Bitmesin 17.Bölüm izle


Böyle Bitmesin 17.Bölüm full izle, Böyle Bitmesin 17.Bölüm hd izle, Böyle Bitmesin son bölüm izle
Böyle Bitmesin 17.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 17.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 16.Bölüm izle


Böyle Bitmesin 16. Bölüm Tek Parça 720p HD izle, Böyle Bitmesin 16. Bölüm Tek Parça full izle, Böyle Bitmesin 16. Bölüm Tek Parça izle, Böyle Bitmesin 16. Bölüm Tek P
Böyle Bitmesin 16.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 16.Bölüm izle

20 Temmuz 2013 Cumartesi

Böyle Bitmesin 15.Bölüm izle



Böyle Bitmesin 15.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 15.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 13.Bölüm izle


Böyle Bitmesin 13. Bölüm Tek Parça 720p HD izle, Böyle Bitmesin 13. Bölüm Tek Parça full izle, Böyle Bitmesin 13. Bölüm Tek Parça izle, Böyle Bitmesin 13. Bölüm Tek P
Böyle Bitmesin 13.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 13.Bölüm izle

17 Temmuz 2013 Çarşamba

Böyle Bitmesin 14.Bölüm izle


:Böyle Bitmesin 14. Bölüm Tek Parça 720p HD izle, Böyle Bitmesin 14. Bölüm Tek Parça full izle, Böyle Bitmesin 14. Bölüm Tek Parça izle, Böyle Bitmesin 14. Bölüm Tek
Böyle Bitmesin 14.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 14.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 12.Bölüm izle


Böyle Bitmesin 12. Bölüm Tek Parça 720p HD izle, Böyle Bitmesin 12. Bölüm Tek Parça full izle, Böyle Bitmesin 12. Bölüm Tek Parça izle, Böyle Bitmesin 12. Bölüm Tek P
Böyle Bitmesin 12.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 12.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 10.Bölüm izle


Böyle Bitmesin 10. Bölüm Tek Parça 720p HD izle, Böyle Bitmesin 10. Bölüm Tek Parça full izle, Böyle Bitmesin 10. Bölüm Tek Parça izle, Böyle Bitmesin 10. Bölüm Tek P
Böyle Bitmesin 10.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 10.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 9.Bölüm izle



Böyle Bitmesin 9.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 9.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 8.Bölüm izle


BİR BARDAK SUDA KOPAN FIRTINA Nazlı ve Yusufun düğün gecelerinde yaşanan olay, keyifle döşedikleri ve mutlu mesut yaşamayı hayal ettikleri evlerinde, eşyalarının üzerini beyaz pati
Böyle Bitmesin 8.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 8.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 7.Bölüm izle


Böyle Bitmesin 7. Bölüm Tek Parça 720p HD izle, Böyle Bitmesin 7. Bölüm Tek Parça full izle, Böyle Bitmesin 7. Bölüm Tek Parça izle, Böyle Bitmesin 7. Bölüm Tek Parç
Böyle Bitmesin 7.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 7.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 6.Bölüm izle


Başrollerini Nergis Öztürk, Cemal Toktaş ve Yeliz Kuvancının paylaştığı, Her evlilik ikinci bir şansı hak eder sloganıyla çekilen Böyle Bitmesin ekran yolculuğuna bu ak
Böyle Bitmesin 6.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 6.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 5.Bölüm izle


Başrollerini Nergis Öztürk, Cemal Toktaş ve Yeliz Kuvancının paylaştığı, Her evlilik ikinci bir şansı hak eder sloganıyla çekilen Böyle Bitmesin ekran yolculuğuna bu ak
Böyle Bitmesin 5.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 5.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 3.Bölüm izle


Başrollerini Nergis Öztürk, Cemal Toktaş ve Yeliz Kuvancının paylaştığı, Her evlilik ikinci bir şansı hak eder sloganıyla çekilen Böyle Bitmesin ekran yolculuğuna bu ak
Böyle Bitmesin 3.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 3.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 2.Bölüm izle


Böyle Bitmesin 2. Bölüm Tek Parça 720p HD izle, Böyle Bitmesin 2. Bölüm Tek Parça full izle, Böyle Bitmesin 2. Bölüm Tek Parça izle, Böyle Bitmesin 2. Bölüm Tek Parç
Böyle Bitmesin 2.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 2.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 1.Bölüm izle


Başrollerini Nergis Öztürk, Cemal Toktaş ve Yeliz Kuvancının paylaştığı, Her evlilik ikinci bir şansı hak eder sloganıyla çekilen Böyle Bitmesin ekran yolculuğuna bu ak
Böyle Bitmesin 1.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 1.Bölüm izle

Herşey Yolunda Merkez 13.Bölüm izle


Bölüm Özeti:

HER ŞEY YOLUNDA MERKEZ 13 BÖLÜM ÖZETI Peri ve Selçuk çıktıkları romantik gezinin sonu çok ilginç bir şekilde sonuç bulur kendilerini uçurumun kenarında asılı ş
Herşey Yolunda Merkez 13.Bölüm izle: Herşey Yolunda Merkez 13.Bölüm izle

Herşey Yolunda Merkez 10.Bölüm izle


Bölüm Özeti:

HERŞEY YOLUNDA MERKEZ 10 BÖLÜM ÖZETI Yasemin i bir sürpriz beklemektedir. Peri ve Selçuk arasında bir ilişki olduğundan şüphelenen Yasemin nelerle karşılacak acaba?
Herşey Yolunda Merkez 10.Bölüm izle: Herşey Yolunda Merkez 10.Bölüm izle

Herşey Yolunda Merkez 9.Bölüm izle


Herşey Yolunda Merkez 9. Bölüm Tek Parça 720p HD izle, Herşey Yolunda Merkez 9. Bölüm Tek Parça full izle, Herşey Yolunda Merkez 9. Bölüm Tek Parça izle, Herşey Yolunda Merkez 9. Böl
Herşey Yolunda Merkez 9.Bölüm izle: Herşey Yolunda Merkez 9.Bölüm izle

Herşey Yolunda Merkez 8.Bölüm İzle


Herşey Yolunda Merkez 8. Bölüm Tek Parça 720p HD izle, Herşey Yolunda Merkez 8. Bölüm Tek Parça full izle, Herşey Yolunda Merkez 8. Bölüm Tek Parça izle, Herşey Yolunda Merkez 8. Böl
Herşey Yolunda Merkez 8.Bölüm İzle: Herşey Yolunda Merkez 8.Bölüm İzle

Herşey Yolunda Merkez 6.Bölüm izle


Bölüm Özeti:

25 Mayıs Cumartesi Son Bölüm Yeni bölümde bir eğlence mekanında çıkacak olan kavga, polis okulu öğrencilerimizin tahmin ettiklerinden büyük bir olaya dönüşecekti
Herşey Yolunda Merkez 6.Bölüm izle: Herşey Yolunda Merkez 6.Bölüm izle

Herşey Yolunda Merkez 5.Bölüm İzle


:Herşey Yolunda Merkez 5. Bölüm Tek Parça 720p HD izle, Herşey Yolunda Merkez 5. Bölüm Tek Parça full izle, Herşey Yolunda Merkez 5. Bölüm Tek Parça izle, Herşey Yolunda Merkez 5. Böl
Herşey Yolunda Merkez 5.Bölüm İzle: Herşey Yolunda Merkez 5.Bölüm İzle

Herşey Yolunda Merkez 4.Bölüm izle


Bölüm Özeti:

30 Nisan Salı Son BölümBu hafta Selçuk önderliğindeki grup okuldan kaçacaktır. Nedeni ise Vahapın sevdiği kızı evlendirilmesidir. Amaçları bu evliliği engellem
Herşey Yolunda Merkez 4.Bölüm izle: Herşey Yolunda Merkez 4.Bölüm izle

Herşey Yolunda Merkez 3.Bölüm


Bölüm Özeti:

23 Nisan Salı Son Bölüm Okulun yeni öğrencilerine , İkinci sınıfların baskısı hala devam etmektedir. Bu hafta okulda düzenlenen futbol turnuvası ikinci sınıflar v
Herşey Yolunda Merkez 3.Bölüm: Herşey Yolunda Merkez 3.Bölüm

Herşey Yolunda Merkez 2.Bölüm izle


Bölüm Özeti:

16 Nisan Salı Son Bölüm Bu hafta Yaseminin başı beladadır. Banka soyguncuları tarafından rehin alınmıştır. Bu durum üzerine Selçuk soygunculara Yaseminin can
Herşey Yolunda Merkez 2.Bölüm izle: Herşey Yolunda Merkez 2.Bölüm izle

Herşey Yolunda Merkez 1.Bölüm İzle


Herşey Yolunda Merkez 1.Bölüm izle, Herşey Yolunda Merkez 1.Bölüm izle full izle, Herşey Yolunda Merkez 1.Bölüm izle hd izle,Herşey Yolunda Merkez 1.Bölüm izle son bölümünü izle
Herşey Yolunda Merkez 1.Bölüm İzle: Herşey Yolunda Merkez 1.Bölüm İzle

16 Temmuz 2013 Salı

Beni Böyle Sev 10.Bölüm izle


Beni Böyle Sev 10.Bölüm izle 15 Nisan Pazartesi Akşamı Oynayacak Olan Beni Böyle Sev Yeni Bölümü Full Olarak HD Kalitesinde Bu Siteden Takip Edebilirsiniz. Beni Böyle Sev 10.Bölüm Tek Par
Beni Böyle Sev 10.Bölüm izle: Beni Böyle Sev 10.Bölüm izle

Beni Böyle Sev 22.Bölüm izle (Sezon Finali)


Beni Böyle Sev 22.Bölüm izle Sezon Finali 15 Temmuz Pazartesi Akşamı Oynayacak Olan Beni Böyle Sev Yeni Bölümü Full Olarak HD Kalitesinde Bu Siteden Takip Edebilirsiniz. Beni Böyle Sev 22.B
Beni Böyle Sev 22.Bölüm izle (Sezon Finali): Beni Böyle Sev 22.Bölüm izle (Sezon Finali)

Beni Böyle Sev 20.Bölüm izle


Beni Böyle Sev 20.Bölüm izle 1 Temmuz Pazartesi Akşamı Oynayacak Olan Beni Böyle Sev Yeni Bölümü Full Olarak HD Kalitesinde Bu Siteden Takip Edebilirsiniz. Beni Böyle Sev 20.Bölüm Tek Par
Beni Böyle Sev 20.Bölüm izle: Beni Böyle Sev 20.Bölüm izle

Beni Böyle Sev 13.Bölüm izle


Beni Böyle Sev 13.Bölüm izle 6 Mayıs Pazartesi Akşamı Oynayacak Olan Beni Böyle Sev Yeni Bölümü Full Olarak HD Kalitesinde Bu Siteden Takip Edebilirsiniz. Beni Böyle Sev 13.Bölüm Tek Par
Beni Böyle Sev 13.Bölüm izle: Beni Böyle Sev 13.Bölüm izle

Beni Böyle Sev 19.Bölüm izle


Beni Böyle Sev 19.Bölüm izle 24 Haziran Pazartesi Akşamı Oynayacak Olan Beni Böyle Sev Yeni Bölümü Full Olarak HD Kalitesinde Bu Siteden Takip Edebilirsiniz. Beni Böyle Sev 19.Bölüm Tek Pa
Beni Böyle Sev 19.Bölüm izle: Beni Böyle Sev 19.Bölüm izle

Beni Böyle Sev 18.Bölüm izle


Beni Böyle Sev 18.Bölüm izle 10 Haziran Pazartesi Akşamı Oynayacak Olan Beni Böyle Sev Yeni Bölümü Full Olarak HD Kalitesinde Bu Siteden Takip Edebilirsiniz. Beni Böyle Sev 18.Bölüm Tek Pa
Beni Böyle Sev 18.Bölüm izle: Beni Böyle Sev 18.Bölüm izle

Beni Böyle Sev 17.Bölüm izle


Beni Böyle Sev 17.Bölüm izle 3 Haziran Pazartesi Akşamı Oynayacak Olan Beni Böyle Sev Yeni Bölümü Full Olarak HD Kalitesinde Bu Siteden Takip Edebilirsiniz. Beni Böyle Sev 17.Bölüm Tek Par
Beni Böyle Sev 17.Bölüm izle: Beni Böyle Sev 17.Bölüm izle

Böyle Bitmesin 15.Bölüm izle


Beni Böyle Sev 15.Bölüm izle 20 Mayıs Pazartesi Akşamı Oynayacak Olan Beni Böyle Sev Yeni Bölümü Full Olarak HD Kalitesinde Bu Siteden Takip Edebilirsiniz. Beni Böyle Sev 15.Bölüm Tek Par
Böyle Bitmesin 15.Bölüm izle: Böyle Bitmesin 15.Bölüm izle

Beni Böyle Sev 14.Bölüm izle


Beni Böyle Sev 14.Bölüm izle 13 Mayıs Pazartesi Akşamı Oynayacak Olan Beni Böyle Sev Yeni Bölümü Full Olarak HD Kalitesinde Bu Siteden Takip Edebilirsiniz. Beni Böyle Sev 14.Bölüm Tek Par
Beni Böyle Sev 14.Bölüm izle: Beni Böyle Sev 14.Bölüm izle

Beni Böyle Sev 12.Bölüm izle


Beni Böyle Sev 12.Bölüm izle 29 Nisan Pazartesi Akşamı Oynayacak Olan Beni Böyle Sev Yeni Bölümü Full Olarak HD Kalitesinde Bu Siteden Takip Edebilirsiniz. Beni Böyle Sev 12.Bölüm Tek Par
Beni Böyle Sev 12.Bölüm izle: Beni Böyle Sev 12.Bölüm izle

Beni Böyle Sev 11.Bölüm izle


Beni Böyle Sev 11.Bölüm izle 22 Nisan Pazartesi Akşamı Oynayacak Olan Beni Böyle Sev Yeni Bölümü Full Olarak HD Kalitesinde Bu Siteden Takip Edebilirsiniz. Beni Böyle Sev 11.Bölüm Tek Par
Beni Böyle Sev 11.Bölüm izle: Beni Böyle Sev 11.Bölüm izle

Beni Böyle Sev 9.Bölüm izle


Beni Böyle Sev 9.Bölüm izle 8 Nisan Pazartesi Akşamı Oynayacak Olan Beni Böyle Sev Yeni Bölümü Full Olarak HD Kalitesinde Bu Siteden Takip Edebilirsiniz. Beni Böyle Sev 9.Bölüm Tek Parça
Beni Böyle Sev 9.Bölüm izle: Beni Böyle Sev 9.Bölüm izle

Beni Böyle Sev 8.Bölüm izle


Beni Böyle Sev 8.Bölüm izle 1 Nisan Pazartesi Akşamı Oynayacak Olan Beni Böyle Sev Yeni Bölümü Full Olarak HD Kalitesinde Bu Siteden Takip Edebilirsiniz. Beni Böyle Sev 8.Bölüm Tek Parça
Beni Böyle Sev 8.Bölüm izle: Beni Böyle Sev 8.Bölüm izle

Beni Böyle Sev 6.Bölüm izle


Beni Böyle Sev 6.Bölüm izle 18 Mart Pazartesi Akşamı Oynayacak Olan Beni Böyle Sev Yeni Bölümü Full Olarak HD Kalitesinde Bu Siteden Takip Edebilirsiniz. Beni Böyle Sev 6.Bölüm Tek Parça
Beni Böyle Sev 6.Bölüm izle: Beni Böyle Sev 6.Bölüm izle

Beni Böyle Sev 5.Bölüm izle


Beni Böyle Sev 5.Bölüm izle 11 Mart Pazartesi Akşamı Oynayacak Olan Beni Böyle Sev Yeni Bölümü Full Olarak HD Kalitesinde Bu Siteden Takip Edebilirsiniz. Beni Böyle Sev 5.Bölüm Tek Parça
Beni Böyle Sev 5.Bölüm izle: Beni Böyle Sev 5.Bölüm izle

Beni Böyle Sev 3.Bölüm izle


Beni Böyle Sev 3.Bölüm izle 25 Şubat Pazartesi Akşamı Oynayacak Olan Beni Böyle Sev Yeni Bölümü Full Olarak HD Kalitesinde Bu Siteden Takip Edebilirsiniz. Beni Böyle Sev 3.Bölüm Tek Parç
Beni Böyle Sev 3.Bölüm izle: Beni Böyle Sev 3.Bölüm izle

Beni Böyle Sev 2.Bölüm izle


Beni Böyle Sev 2.Bölüm izle 18 Şubat Pazartesi Akşamı Oynayacak Olan Beni Böyle Sev Yeni Bölümü Full Olarak HD Kalitesinde Bu Siteden Takip Edebilirsiniz. Beni Böyle Sev 2.Bölüm Tek Parç
Beni Böyle Sev 2.Bölüm izle: Beni Böyle Sev 2.Bölüm izle

Beni Böyle Sev 1.Bölüm İzle


Beni Böyle Sev 1.Bölüm izle 11 Şubat Pazartesi Akşamı Oynayacak Olan Beni Böyle Sev Yeni Bölümü Full Olarak HD Kalitesinde Bu Siteden Takip Edebilirsiniz. Beni Böyle Sev 1.Bölüm Tek Parç
Beni Böyle Sev 1.Bölüm İzle: Beni Böyle Sev 1.Bölüm İzle

15 Temmuz 2013 Pazartesi

Salih Kuşu 9.Bölüm izle


SALIH KUŞU 9 BÖLÜM ÖZETI Vesile Salih i sürekli göz hapsinde tutmaktadır sonrasında Salih ve Derin i aynı yatakta yatarken yakalar.Bahtiyar ın Vesileyi ikna etmesi çok da kolay olmaz.Derin
Salih Kuşu 9.Bölüm izle: Salih Kuşu 9.Bölüm izle

Salih Kuşu 8.Bölüm izle


SALIH KUŞU 8 BÖLÜM ÖZETI Vesile Salih i sürekli göz altında tutmaktadır bunun sonucu larak da Salih ile Derin i aynı yatakta yatarken yakalar bu onda şok etkisi yapar.Bahtiyar ın Vesile yi
Salih Kuşu 8.Bölüm izle: Salih Kuşu 8.Bölüm izle

Salih Kuşu 6.Bölüm izle


Bölüm Özeti:

SALIH KUŞU 6 BÖLÜM ÖZETI Bahtiyar tehlikeli sularda yüzmektedir aldığı tehdit telefonları ile başı dertte olan Bahtiyar Salihin nasıl işlere bulaştığını düş
Salih Kuşu 6.Bölüm izle: Salih Kuşu 6.Bölüm izle

Salih Kuşu 5.Bölüm izle


salih kusu 5 bolum izle, salih kusu 5 bolum tek parca, salih kusu 5 bolum full izle, salih kusu 6 bolum tek parça, salih kusu 9 bolum, salih kusu 6 bolum, salih kusu 5 bölüm 720p, salih kuş
Salih Kuşu 5.Bölüm izle: Salih Kuşu 5.Bölüm izle

Salih Kuşu 4.Bölüm izle


Bölüm Özeti:

30 Mayıs Perşembe Son BölümHem Derin'in tuttuğu seri katilden hem de Dengir'in karısı Cansu ile basılmasından son anda kurtulan Bahtiyar rahat bir nefes alır. Derin, k
Salih Kuşu 4.Bölüm izle: Salih Kuşu 4.Bölüm izle

Salih Kuşu 3.Bölüm izle


Bölüm Özeti:

23 Mayıs Perşembe Son BölümSalih Bey'in yerine geçen Bahtiyar her yeni gün yeni bir maceraya uyanır. Her ayın 13'ünde Salih Bey'in yaptığı bir ritüeli gerçekleşti
Salih Kuşu 3.Bölüm izle: Salih Kuşu 3.Bölüm izle

Salih Kuşu 2.Bölüm izle


Bölüm Özeti:

16 Mayıs Perşembe Son BölümZengin bir iş adamı olan Salih Beyin yerine geçen Bahtiyar gerçek ailesinin tüm üyelerini konakta karşısında görünce şok olur. Duru
Salih Kuşu 2.Bölüm izle: Salih Kuşu 2.Bölüm izle

Salih Kuşu 1.Bölüm izle


Salih Kuşu 1. Bölüm Tek Parça 720p HD izle, Salih Kuşu 1. Bölüm Tek Parça full izle, Salih Kuşu 1. Bölüm Tek Parça izle, Salih Kuşu 1. Bölüm Tek Parça online izle, Salih Kuşu 1. B
Salih Kuşu 1.Bölüm izle: Salih Kuşu 1.Bölüm izle

Galip Derviş 18.Bölüm izle


Galip Derviş 18. Bölüm 720p HD Tek Parça 720p HD izle, Galip Derviş 18. Bölüm 720p HD Tek Parça full izle, Galip Derviş 18. Bölüm 720p HD Tek Parça izle, Galip Derviş 18. Bölüm 720p
Galip Derviş 18.Bölüm izle: Galip Derviş 18.Bölüm izle

Galip Derviş 17.Bölüm izle


Galip Derviş 17. Bölüm 720p HD Tek Parça 720p HD izle, Galip Derviş 17. Bölüm 720p HD Tek Parça full izle, Galip Derviş 17. Bölüm 720p HD Tek Parça izle, Galip Derviş 17. Bölüm 720p
Galip Derviş 17.Bölüm izle: Galip Derviş 17.Bölüm izle

Galip Derviş 16.Bölüm izle


galip derviş 16 bölüm 720p, galip derviş 16 bölüm tek parça hd, galip derviş 16 bolum 720p izle, galip derviş 16 bölüm harika dizi, galip dervis16, galip derviş izle 16 bölüm 720p,
Galip Derviş 16.Bölüm izle: Galip Derviş 16.Bölüm izle

Galip Derviş 15.Bölüm izle


Dizinin Konusu:



Derviş, tanık koruma programına alınıyor



Kanal Dnin, başrollerinde Engin Günaydın, Algı Eke, Ersin Korkut ve Orhan Günerin oynadıkları s
Galip Derviş 15.Bölüm izle: Galip Derviş 15.Bölüm izle

Galip Derviş 14.Bölüm izle


Galip Derviş, Galip Derviş 14. Bölüm izle, Galip Derviş 14.Bölüm izle 10 Haziran 2013, Galip Derviş 720p HD izle, Galip Derviş canlı izlee, Galip Derviş Final izle, Galip Derviş HD i
Galip Derviş 14.Bölüm izle: Galip Derviş 14.Bölüm izle

Galip Derviş 13.Bölüm izle


Galip Derviş, Galip Derviş 13. Bölüm izle, Galip Derviş 13.Bölüm izle 10 Haziran 2013, Galip Derviş 13.Bölüm izle 6 Haziran 2013, Galip Derviş 720p HD izle, Galip Derviş canlı izlee,
Galip Derviş 13.Bölüm izle: Galip Derviş 13.Bölüm izle

Galip Derviş 12.bölüm izle


Galip Derviş, Galip Derviş 12. Bölüm izle, Galip Derviş 12.Bölüm 720p HD izle, Galip Derviş 720p HD izle, Galip Derviş canlı izlee, Galip Derviş Final izle, Galip Derviş HD izlee, G
Galip Derviş 12.bölüm izle: Galip Derviş 12.bölüm izle

Galip Derviş 11.Bölüm izle


Galip Derviş, Galip Derviş 11. Bölüm izle, Galip Derviş 11.Bölüm 720p HD izle, Galip Derviş 720p HD izle, Galip Derviş canlı izlee, Galip Derviş Final izle, Galip Derviş HD izlee, G
Galip Derviş 11.Bölüm izle: Galip Derviş 11.Bölüm izle

Galip Derviş 9.Bölüm izle


Galip Derviş, Galip Derviş 720p HD izle, Galip Derviş 9. Bölüm izle, Galip Derviş 9.Bölüm 720p HD izle, Galip Derviş canlı izlee, Galip Derviş Final izle, Galip Derviş HD izlee,Galip
Galip Derviş 9.Bölüm izle: Galip Derviş 9.Bölüm izle

Galip Derviş 8.Bölüm izle


Galip Derviş, Galip Derviş 8. Bölüm izle, Galip Derviş 8.Bölüm izle 2 Mayıs 2013,Galip Derviş canlı izlee, Galip Derviş Final izle, Galip Derviş HD izlee, Galip Derviş izle, Galip D
Galip Derviş 8.Bölüm izle: Galip Derviş 8.Bölüm izle

Galip Derviş 6.Bölüm izle Tek Parça


Galip Derviş, Galip Derviş 6. Bölüm izle, Galip Derviş 6.Bölüm 720p HD izle, Galip Derviş 720p HD izle, Galip Derviş canlı izlee, Galip Derviş Final izle, Galip Derviş HD izlee, Gal
Galip Derviş 6.Bölüm izle Tek Parça: Galip Derviş 6.Bölüm izle Tek Parça

Galip Derviş 4.Bölüm izle 11 Nisan 2013


Galip Derviş, Galip Derviş 4.Bölüm izle, Galip Derviş 4.Bölüm izle 11 Nisan 2013,Galip Derviş canlı izlee, Galip Derviş Final izle, Galip Derviş HD izlee, Galip Derviş izle, Galip De
Galip Derviş 4.Bölüm izle 11 Nisan 2013: Galip Derviş 4.Bölüm izle 11 Nisan 2013

Galip Derviş 2.Bölüm izle


Galip Derviş, Galip Derviş 2.Bölüm izle, Galip Derviş 2.Bölüm izle 28 Mart 2013,Galip Derviş canlı izlee, Galip Derviş Final izle, Galip Derviş HD izlee, Galip Derviş izle, Galip Der
Galip Derviş 2.Bölüm izle: Galip Derviş 2.Bölüm izle

Galip Derviş 1.Bölüm izle Tek Parça


Galip Derviş, Galip Derviş 1.Bölüm izle, Galip Derviş 1.Bölüm izle 21 Mart 2013,Galip Derviş canlı izlee, Galip Derviş Final izle, Galip Derviş HD izlee, Galip Derviş izle, Galip Der
Galip Derviş 1.Bölüm izle Tek Parça: Galip Derviş 1.Bölüm izle Tek Parça

Müzede Bir Gece izle Night At The Museum Full HD izle


Bir gece bekçisinin müzede görev almasıyla başlayan Aksiyon Macera Aile Fantastik ve Komedi filmidir. Bekçinin müzede işe başlaması ve kendisinin yeni işinde oldukça tedirgin olması filmi
Müzede Bir Gece izle Night At The Museum Full HD izle: Müzede Bir Gece izle Night At The Museum Full HD izle

Fırtına Hücresi izle Storm Cell Full HD izle


BD Yapımlı olan bu film Aksiyon Dram ve Gerilim türünde ele alınmıştır. Son derece efektleri harika düzenlenmiş olan film çok geniş bir izleyici kitlesi tarafından beğenilmiştir. Anne v
Fırtına Hücresi izle Storm Cell Full HD izle: Fırtına Hücresi izle Storm Cell Full HD izle

Arka Sokaklar 238. Bölüm 19 Mart 2012 izle



Arka Sokaklar 238. Bölüm 19 Mart 2012 izle: Arka Sokaklar 238. Bölüm 19 Mart 2012 izle

Thor Asgard Maceraları Full İzle



Thor Asgard Maceraları Full İzle: Thor Asgard Maceraları Full İzle

İron Man Technovore



İron Man Technovore: İron Man Technovore

Çizmeli Kedi İzle



Çizmeli Kedi İzle: Çizmeli Kedi İzle

Beyaz Saray Düştü 720p HD Türkçe Dublaj izle



Beyaz Saray Düştü 720p HD Türkçe Dublaj izle: Beyaz Saray Düştü 720p HD Türkçe Dublaj izle

14 Temmuz 2013 Pazar

Star Trek Bilinmeze Doğru filmini 720p Türkçe Dublaj hd izle



Star Trek Bilinmeze Doğru filmini 720p Türkçe Dublaj hd izle: Star Trek Bilinmeze Doğru filmini 720p Türkçe Dublaj hd izle

Indiana Jones 1: Kutsal Hazine Avcıları İzle (Türkçe Dublaj) Tek Parça Hd



Indiana Jones 1: Kutsal Hazine Avcıları İzle (Türkçe Dublaj) Tek Parça Hd: Indiana Jones 1: Kutsal Hazine Avcıları İzle (Türkçe Dublaj) Tek Parça Hd

Gökkuşağı Savaşçıları



Gökkuşağı Savaşçıları: Gökkuşağı Savaşçıları

Java Heat izle



Java Heat izle: Java Heat izle

Welcome to the Punch izle



Welcome to the Punch izle: Welcome to the Punch izle

Vehicle 19 izle



Vehicle 19 izle: Vehicle 19 izle

Talaash izle



Talaash izle: Talaash izle

Welcome to the Punch izle



Welcome to the Punch izle: Welcome to the Punch izle

The Marine: Homefront izle



The Marine: Homefront izle: The Marine: Homefront izle

Kurtlar Vadisi 68. Bölüm izle



Kurtlar Vadisi 68. Bölüm izle: Kurtlar Vadisi 68. Bölüm izle

Yıldız Gemisi : İstiLa Full Tek Parça izle



Yıldız Gemisi : İstiLa Full Tek Parça izle: Yıldız Gemisi : İstiLa Full Tek Parça izle

After Earth Full HD izle



After Earth Full HD izle: After Earth Full HD izle

Beşinci Element Filmini izle ~ Türkçe Dublaj Full HD



Beşinci Element Filmini izle ~ Türkçe Dublaj Full HD: Beşinci Element Filmini izle ~ Türkçe Dublaj Full HD

Maskeli Süvari Türkçe Dublaj izle 720p Full HD



Maskeli Süvari Türkçe Dublaj izle 720p Full HD: Maskeli Süvari Türkçe Dublaj izle 720p Full HD

Wanted Filmini izle (Türkçe Dublaj)HD Full



Wanted Filmini izle (Türkçe Dublaj)HD Full: Wanted Filmini izle (Türkçe Dublaj)HD Full

The One Tek Jet Li Filmi Türkçe Dublaj HD izle


Gabriel Yulaw, 123 değişik evrende yolculuk ederek alternatif benliklerini avlayarak ve yok ederek tüm evrenlerde tek benlik olmaya çalışmaktadır. Yulaw, yok ettiği benliklerinin güçlerini e
The One Tek Jet Li Filmi Türkçe Dublaj HD izle: The One Tek Jet Li Filmi Türkçe Dublaj HD izle

Sevimli Canavarlar Üniversitesi Türkçe Dublaj 720p HD izle


İmdb : 7.8 Orjinal Adı : Monsters University Yönetmenliğini Dan Scanlon un yaptığı Animasyon,Komedi,Macera Türü 2013 ABD Yapımı Filmdir. Filmin Konusu :Sevimli Canavarlar Üniversite
Sevimli Canavarlar Üniversitesi Türkçe Dublaj 720p HD izle: Sevimli Canavarlar Üniversitesi Türkçe Dublaj 720p HD izle

Sevimli Canavarlar Üniversitesi 720p Altyazılı izle


İmdb : 7.8 Orjinal Adı : Monsters University Yönetmenliğini Dan Scanlon un yaptığı Animasyon,Komedi,Macera Türü 2013 ABD Yapımı Filmdir. Filmin Konusu :Sevimli Canavarlar Üniversite
Sevimli Canavarlar Üniversitesi 720p Altyazılı izle: Sevimli Canavarlar Üniversitesi 720p Altyazılı izle

Çanakkale: Yolun Sonu Filmi Full İzle



Çanakkale: Yolun Sonu Filmi Full İzle: Çanakkale: Yolun Sonu Filmi Full İzle

12 Temmuz 2013 Cuma

Zincirsiz: Django Unchained Türkçe Dublaj izle


Filmin Orjinal Adı: Django Unchained

Filmin IMDB Puanı: 8.8/10

Filmin Sinemalar Puanı: 8.5/10

Filmin Hddizifilmsitesi.com Puanı:9.0/10

Filmin Yapım Yılı Ülkesi:
Zincirsiz: Django Unchained Türkçe Dublaj izle: Zincirsiz: Django Unchained Türkçe Dublaj izle

Jack Reacher Tek Parça İzle Türkçe Dublaj


Filmin IMDB Puanı: 7.1/10

Filmin Sinemalar Puanı: 7.0/10

Filmin Yapım Yılı Ülke :2012 ABD

Filmin Gösterim Tarihi : 21 Aralık 2012 (Türkiye)

Filmin Yönetme
Jack Reacher Tek Parça İzle Türkçe Dublaj: Jack Reacher Tek Parça İzle Türkçe Dublaj

Günah Şehri TeK Parça izle


Filmin Orjinal Adı » Sin City

Filmin IMDB Puanı » 8.3/10

Filmin Sinemalar.Com Puanı » 8.1/10

Filmin Hdfilmsitesi.com Puanı » 8.0/10

Filmin Yapım Yılı Ülke
Günah Şehri TeK Parça izle: Günah Şehri TeK Parça izle

Yeni Başlangıçlar Filmi izle


Filmin Diğer Adı : Welcome To The Rileys

Filmin IMDB Puanı: 7.1/10

Filmin Yapım Yılı Ülke: 2010 İngiltere

Filmin Türkiye Gösterim :6 Kasım 2010

Filmin T
Yeni Başlangıçlar Filmi izle: Yeni Başlangıçlar Filmi izle

Bizim Gibi İnsanlar Filmi izle Tek Parça


Filmin Orjinal Adı:People Like Us

Filmin IMDB Puanı:7.0/10

Filmin Sinemalar.Com Puanı: 7.0/10

Filmin Hddizifilmsitesi.com Puanı: 6.5/10

Filmin Yapım Yılı ve Ülkesi:
Bizim Gibi İnsanlar Filmi izle Tek Parça: Bizim Gibi İnsanlar Filmi izle Tek Parça

Uğultulu Tepeler izle


Filmin Orjinal Adı:Wuthering Heights

Filmin IMDB Puanı:7.6/10

Filmin Sinemalar.Com Puanı: -/10

Filmin Yapım Yılı ve Ülkesi: 2009 İngiltere

Filmin Gösterim Tari
Uğultulu Tepeler izle: Uğultulu Tepeler izle

Katyn Katliamı Filmi Türkçe Dublaj izle


Filmin IMDB Puanı: 7.0/10

Filmin Sinemalar Puanı: 7.5/10

Filmin Yapım Yılı Ülke :2007 Polonya

Filmin Gösterim Tarihi :

Filmin Yönetmeni: Andrzej Wajda

Katyn Katliamı Filmi Türkçe Dublaj izle: Katyn Katliamı Filmi Türkçe Dublaj izle

Arka Sokaklar 289.Bölüm Tek Parça


Arka Sokaklar 289. Bölüm 720p HD Tek Parça 720p HD izle, Arka Sokaklar 289. Bölüm 720p HD Tek Parça full izle,Arka Sokaklar 289. Bölüm 720p HD Tek Parça izle, Arka Sokaklar 289. Bölüm 720
Arka Sokaklar 289.Bölüm Tek Parça: Arka Sokaklar 289.Bölüm Tek Parça

Arka sokaklar 291.Bölüm Tek Parça


Arka Sokaklar 291. Bölüm Tek Parça 720p HD izle, Arka Sokaklar 291. Bölüm Tek Parça full izle, Arka Sokaklar 291. Bölüm Tek Parça izle, Arka Sokaklar 291. Bölüm Tek Parça online izle, 
Arka sokaklar 291.Bölüm Tek Parça: Arka sokaklar 291.Bölüm Tek Parça

Kuraldışı Filmi izle Tek parça


Filmin Orjinal Adı:Basic

Filmin IMDB Puanı:6.4/10

Filmin Sinemalar Puanı:7.0/10

Filmin Hddizifilmsitesi.com Puanı: 6.8/10

Filmin Yapım ve Ülkesi: 2003 ABD


Kuraldışı Filmi izle Tek parça: Kuraldışı Filmi izle Tek parça

9 Temmuz 2013 Salı

Ashab-ı Suffe

Ashab-ı Suffe


Örnek nesil, örnek insan Hz. Peygamber’in gergef gergef işlediği ve kendi modeline göre dokuduğu güzellik kumaşıdır. O’nun nazarının değdiği ve dîdelerinin kendisini gördüğü bir nesil. Onlar O yüzü görmenin bahtiyarlığı sayesinde İslâm ile müşerref oldular. Aslında asr-ı saâdette müslüman olan yüzbinlerin müslüman olmalarına yüzde doksan oranında tesir eden Hz. Peygamber’in kişiliğiydi. Ancak yüzde onluk bir oran Kur’an okuyarak İslâm olma bahtiyarlığına ermiştir.


Örnek nesil içinde hulefâ-i râşidin, aşere-i mübeşşere ve ashâb-ı Bedr’den sonra ashâb-ı suffe’nin ayrı bir yeri vardır.


Ashâb-ı suffe, Mescid-i Nebî’deki sofada barınan sahâbîler demektir. Suffe, ev ve konaklarda bulunan eyvân, sed ve seki türü yüksekçe oturma mekanları için kullanılan bir tabirdir. Zamanla Türkçe’ de “sofa” şeklinde kullanılır olmuştur.


Suffe Medine’de inşâ edilen mescide bağlı olarak yapılmış İslâm tarihinde ilk defa orası için ad olarak kullanılmıştır. Aslında sahâbe nesli, bir kadro hareketi, suffedeki sahâbiler de bu kadronun ilmî, mânevî ve askerî konulardaki hazır kıtası konumundadır.


Asr-ı Saâdette mescid, mabed hüviyetinin yanısıra aynı zamanda mektep, şûrâ toplantı salonu, idârî, askerî konuların tartışıldığı bir merkez, bir hastane, bir spor ve dinlenme yeri gibiydi. Mesciddeki ders, sohbet ve zikir meclislerinin müdavimi olan bekâr, evi olmayan sahâbilerin barınma yeri mescidin suffesiydi. Suffeli sahâbiler orada barınırlar, zengin ve varlıklı sahâbilerin sağladığı iaşe ve ibâte imkânlarıyla imrâr-ı hayat ederlerdi.


Medine’de mescidin yanında bir sofa ihtiyâcı sosyal, ilmî, askerî ve manevî sebeplerle ortaya çıkmıştır. Özellikle fakir muhacirler ile ensârdan ve civar kabilelerden Medîne’ye din-i celil-i İslâm’ı öğrenmeye ve Allah Rasulü’nü görmeye gelenler için bir barınma yeri kaçınılmaz olmuştu. Suffe, barınma yeri özelliği itibariyle konaklanma imkânı veren bir kervansaray veya pansiyon niteliğindedir. Bugün eğitimdeki parasız yatılı öğrenciler için barınma imkânı; dün tekkelerdeki derviş hücreleri hep bu sofa modelinin çağlara göre ufak tefek farklılıklar arzeden bir devamıdır.


Medineli ensar, kendi yurtlarına göç eden Mekkeli muhacirlere evlerini, barklarını, gönüllerini açmış ve herşeylerini onlarla paylaşmış olmalarına rağmen yine de dışarda kalan ve barınmada sıkıntı çekenler ortaya çıkınca Hz. Peygamber onları mescidinin sofasına yerleştirmişti.


Sofada sâkin olan sahâbilerin sayısı hakkında kesin bir bilgiye sahip değiliz. Sayılarının 10 ile 400 arasınmda değiştiğine dâir muhtelif rivâyetlere bakılırsa suffe ashâbının sayısının sürekli değiştiği anlaşılmaktadır.


Ashâb-ı suffe, dinin kaynağına en yakın, Rasûlullah’ın meclisine en müdâvim insanlardı. Bu yüzden yetişmeleri daha hızlı, muallimleri daha kalıcıydı.


Allah Rasûlü, onların ihtiyaçlarını bizzat karşılar, yalnızlıklarını paylaşır, onlarla oturur, birlikte yemek yer ve halkı onlara ikram etmeğe teşvik ederdi. Allah Teâlâ onları Kur’an’da muhtelif âyetlerinde anmış, Allah Rasûlü’nün onlara özel ilgi ve şefkatini taleb etmiştir. Nitekim şu âyetlerin suffe ashâbı hakkında nazil olduğu mervîdir;


1- “(Yapacağın hayırlar) kendilerini Allah yoluna adadığı için yeryüzünde kazanç endişesiyle dolaşmayan, hayâlarından dolayı tanımayanların zengin zannettiği fakirler için olsun. Sen onları yüzlerinden tanırsın. Onlar yüzsüzlük ederek insanlardan bir şey istemezler.” (el-Bakara, 2/273)


Allah Rasûlü kendisine getirilen şeylerden sadaka olanlarını ashâb-ı suffeye gönderirdi. Ayrıca beytülmaldan ve kendi malından büyük bir kısmını onlara ayırırdı. Kendisinin yetişemediği durumlarda ashâbının onları evlerine götürüp misafir etmelerini isterdi. Bu yüzden ashâb-ı suffeye “adyâfü’l-müminin” (müminlerin misâfirleri) ünvânı da verilmişti.


Ashâb-ı suffe, Hz. Peygamber’in rûhaniyet çeşmesine gönül musluklarını dayamış ve oradan içerek nübüvvet mektebinde yetişip boy atmış bahtiyarlardır. Onlar zamanlarını ilim, irfân ve mâneviyyat tahsiline adamış saidlerdir. Dünya câzibesinin kendilerini etkilemediği, ilim ve ibâdetle meşgul azizlerdir.


2- “Rablarının rızâsını umarak sabah-akşam O’na yalvaranları kovma!” (el-En’âm, 6/52)


Müşrikler, Hz. Peygamber ile aynı statüde görüşmek için etrafındaki fakir suffe ashabını uzaklaştırmasını istemişlerdi. Allah Teâlâ da Sevgili nebisini bu ifâdelerle uyarırdı. Nitekim Hilyetü’l-evliyâ müellifinin Habâb b. İrs’ten naklettiğine göre olay şöyle gerçekleşmiştir:


Akra b. Hâbis ile Uyeyne b. Huseyn el-Fizârî Peygamber Efendimiz (s.a.)’in huzuruna gelmişlerdi. Peygamberimiz Bilâl, Ammar, Suhayb ve Habbab gibi ashâb-ı suffeden kimselerle sohbet ediyordu. Gelenler bu manzarayı görünce onlara hakaret ettiler ve orayı terkederek: “Bize Araplar nezdinde şeref verecek bir meclis kurmanı istiyoruz. Çünkü Araplar’ın ileri gelenleri seni ziyaret ettiğinde bu çapulcularla beraber oturmaktan hayâ ederiz! ” dediler. Hz. Peygamber (s.a.)’e: “O halde biz gelince onları yanından uzaklaştır. Biz gidince yine gelip yanına otursunlar” Peygamber (s.a.) onlara; “Tamam” dedi. Bunun üzerine: “Şimdi bu konuya dair bir belge yaz” dediler. Hz. Peygamber üzerine yazı yazmak için bir sayfa ararken Cebrail indi ve bu âyeti getirdi: “Sabah akşam rabbının rızasını arayarak yalvarıp yakaranları kovma!.. Yoksa zalimlerden olursun.” (el-En’âm, 6/52)


3- Bu olaydan sonra rivâyete göre Peygamber (s.a.) elindeki sayfayı bir kenara atarak ashâb-ı suffe’yi çağırdı. Suffeliler O’na iyice yaklaştılar. Diz dize geldiler. Uzun bir süre birlikte oturdular ve Allah şu âyeti indirdi:


“Sabah akşam Rablerine duâ edip, onun rızasını arzulayanlarla beraber sabret ve onlarla birlikte ol. Dünya hayatının süsünü isteyerek, gözlerini onlardan ayırma! Kalbini bizi anmaktan gâfil kıldığımız, kötü arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseye boyun eğme!” (el-Kehf, 18/28) Kalbi zikirden boş ve gafil olanlar Uyeyne b. Husayn ve Akra’dır.


4- Allah Teâlâ onlar hakkında Rasûlü’ne “A’mânın kendisine gelmesinden ötürü yüzünü ekşitti ve geri döndü.” (Abese, 80/1-2) hitab etmiştir; Bu âyet ashâb-ı suffeden Abdullah b. Ümm-i Mektû+m hakkında nazil olmuştur. Bilindiği gibi Allah Rasûlü, müşriklerin ileri gelenlerine İslâmı tebliğ etmeye çalışırken İbn Ümmi Mektûm gelmiş ve Rasûlullah’dan bilgi almak istemişti. Allah Rasûlü de böyle bir sırada bu tür bir talebin yersizliğinden memnûn olmayarak yüzünü ondan çevirmişti. Bu âyetin nüzûlünden sonra Allah Rasûlü ne zaman Abdullah b. Ümmi Mektûm’u görse kendisine: “Rabbımın kendisi ile bana çıkıştığı zât” diye takılırdı.


Gücü kuvveti yerinde olan suffe ashabı dağlardan sırtlarında odun taşımak dâhil ellerinden gelen her türlü işi yapmaktan geri durmazdı. İffet ve vakarlarına düşkünlükleri sebebiyle kişiliklerini etkileyecek davranışlardan özenle sakınırlardı. Kimseden birşey istemezlerdi.


Suffede sâdece kimsesiz sahâbiler değil zaman zaman Hz. Peygamber’i görmeye gelen zengin sahabiler de kalırdı. Evlenip ev bark sâhibi olanlar suffe ashâbı arasından ayrılır, kendi hânelerine geçerdi.


İlk plânda Hz. Peygamber’in onların maddi ihtiyaçları ile ilgilendiği intibâı uyanmakta ise de aslında O, suffe ashâbının mânevî ve rûhânî ihtiyaçları ve özellikle yetişmeleriyle çok ilgilenirdi. Nitekim İbn Mace ve Dârimi’nin naklettiği bir hadis bu konuya ışık tutmaktadır: Rivâyete göre Allah Rasûlü bir gün evinden çıkıp mescide girdi. Mesciddeki insanlardan bir gurubu Kur’an okuyor, duâ ve zikirle meşgul oluyor, diğerleri ise ilim öğreniyor ve öğretiyordu. Allah Rasûlü her iki gruptan da memnûn olarak: “Her iki grup da hayır işliyorlar” buyurdu. Ardından da: “Bunlar Kur’an okuyor, Allah’a duâ ve zikirle meşgul oluyor, Allah dilerse duâlarını kabûl eder, dilerse etmez. Ama şunlar ilim öğreniyor ve öğretiyorlar. Şüphesiz ben muallim olarak gönderildim.” diye konuştu. Bu iki gurubun ikisi de suffe ashâbındandı. Çünkü onlar gündüzleri mescidde ilim ve ibâdetle meşgul olurlar, suffeyi âdetâ bir konaklama yeri ve ilmî müzâkere ortamı olarak kullanırlardı. (bk. Ebû Dâvud, büyû, 36)


Suffe ashâbının öğrendiklerinin başında okuma-yazma, Kur’an okuma, hadis belleme ve dini bilgiler gelir. Ahlâkî konularda ise onlar, Allah Rasûlü örneğiyle aynîleşecek bir ortamdaydılar. Muallimleri başta Hz. Peygamber olmak üzere Übey b. Kâ’b, Abdullah b. Mesûd, Muaz b. Cebel, Ubâde b. Sâmit gibi âlim sahabilerdi.


Ashâb-ı suffe, hem kendilerinin ilme ve infâna düşkünlüğü, hem de ortamın buna müsâid olması sebebiyle bir bakıma yoğunlaştırılmış ve hızlandırılmış bir eğitim görmekteydiler. Nitekim ashâb arasında en çok hadis rivâyet etmekle tanınan sahâbiler (müksirûn) genellikle bu topluluğun içinden çıkmıştır. Bunların başında gelen Ebû Hüreyre şunları söyler: “Benim çok hadis rivâyet etmiş olmam fazla abartılmasın. Çünkü muhâcir kardeşlerimiz çarşıda, pazarda ticâretle; ensâr tarlada, bahçede ziraatle meşgulken ben boğaz tokluğuna Allah Rasûlü’nün mübârek nasihatlarını dinliyor, ezberliyor ve onların şâhid olmadığı olaylara şahid olma imkanını elde ediyordum” (Buharî).


Abdullah b. Ömer gibi, ilme düşkün sahabilerden suffede kalmayı baba evinde kalmaya tercih edenler de çıkmıştır. Hz. Peygamber’in Müezzinleri olan Bilâl-i Habeşi ile Abdullah b. Ümmi Mektûm da suffe ashâbındandı.


Ashâb-ı suffe bütün kabilelerin en şerefli mensuplarından oluşuyordu. Onlar takvanın ve riyâzat yoluyla İslâm’ın özüne vâkıf olmuş “ermiş” kişilerdi. Meleklerin onları ziyâret ettiği söylenir.


Suffede yetişen bu kabiliyetler bilgi, beceri ve birikimlerine göre muhtelif hizmetlerde kullanılmaktaydı. Yeni müslüman olan kabilelere Kur’an ve dini bilgiler öğretmek için ashâb-ı suffe içinden muallimler görevlendirilirdi. Nitekim Râci ve Bi’r-i Maûne vak’alarında haince şehid edilen yetmiş hâfız ve âlim sahâbi genelde bunlardandı ve böyle bir görev için gidiyorlardı.


İslâmı öğrenmek için kısa bir süre ile Medine’ye gelenler bir yandan Hz. Peygamber’le görüşürken diğer yandan suffe ehliyle ilmî mubâhaselerde bulunurlardı.


Ashâb-ı suffe Hilyetü’l-evliyâ müellifi Ebû Nuaym Isfahânî’nin dediği gibi: “Allah’ın her türlü dünya kirinden kurtardığı, fakirlere önder kıldığı, hikmet ehline dost eylediği, âileye ve dünya malına bağlanmayan hiçbir alışverişin kendilerine Allah’ı anmaktan alıkoymadığı az bulunur bir topluluktu.” (I, 337)


Kaynaklar onların en belirgin özelliğinin fakirlik ve açlık olduğunda ittifak halindedir. Dünyalık yönünden onların hiçbirinin iki yakası bir araya gelmezdi. Hiçbirinin iki elbisesi olmazdı, iki çeşit yemek yiyemezlerdi.


Ebû Hureyre ki, o da onlardandır: “Suffe ehlinden yetmiş kişi bilirim tek elbiseleri vardı. Namaz esnasında ayaktayken elbiselerinin boyları diz kapaklarına zor gelir, rükûa vardıklarında edep yerleri görünmesin diye eteklerini çekiştirirlerdi.” der, (bk. Buhârî salât, 58).


Fudale b. Ubeyd der ki: Hz. Peygamber ile namaz kılarken cemâatin içinden açlık ve yoksulluktan zor ayakta durabilen suffe ashâbı vardı.


Enes b. Mâlik’in rivâyetine göre Hz. Peygamber ashâb-ı suffeye Kur’an öğretiyor ve açlığını hissetmemek için karnına taş bağlıyordu. Suffe halkının tek işi Kur’an’ı öğrenmek, anlamak, okumak ve anlatmaktı.


İslâm tarihindeki tasavvufî hayat ve düşüncenin bu topluluğun hayatından neş’et ettiği kabul edilir ve sûfi kelimesinin de bir görüşe göre suffe kökünden geldiği öne sürülür.



Ashab-ı Suffe

Peygamberimizin Aleyhisselam duaları

Peygamberimizin Aleyhisselam duaları

Allah’ım, bizi açık ve gizli bütün günahlardan koru!) [Taberani]

(Allah’ım, ürpermeyen kalbden ve doymayan nefisten sana sığınırım.) [Müslim]

(Allah’ım, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, düşkün ihtiyarlıktan sana sığınırım.) [Hâkim]

(Allah’ım, bize dinî musibet verme! Bize acımayanları başımıza musallat etme!) [Tirmizi]

(Allah’ım, bana öyle bir iman ve yakîn ver ki, sonu küfür olmasın!) [Tirmizi]

(Allah’ım, denizlerin arasını ayırdığın gibi, beni Cehennem azabından koru!) [Tirmizi]

(Allah’ım, bizi dostlarınla dost, düşmanlarınla düşman olanlardan eyle!) [Tirmizi]

(Allah’ım, fayda vermeyen ilimden, kabul edilmeyen amel ve duadan sana sığınırım.) [Müslim


(Allah’ım, senden, bilip bilmediğim her hayrı ister, her şerden sana sığınırım.) [Taberani]

(Allah’ım, bizi dünya zilletinden ve âhiret azabından muhafaza eyle!) [Müslim]

(Allah’ım, günahımı affet ve rızkıma bereket ver!) [İ. Ahmed]

(Allah’ım, kötü huy, kötü iş, kötü arzu ve kötü hastalıklardan sana sığınırım.) [Ebu Davud]

(Allah’ım, yaptığım ve yapmadığım şeylerin şerrinden sana sığınırım.) [Nesai]

(Allah’ım, ölüm anındaki sıkıntılara karşı bana yardım et!) [Tirmizi]

(Allah’ım, beni çok şükreden ve çok sabreden kullarından eyle!) [Bezzar]

(Allah’ım, beni çok zikreden ve emrine uyandan eyle!) [Tirmizi]

(Allah’ım, ilmimi arttır!) [Tirmizi]

(Allah’ım, kulak, göz, dil, kalb ve şehvetimin şerrinden sana sığınırım.) [Nesai]

(Allah’ım, nankörlükten ve kabir azabından sana sığınırım.) [Müslim]

(Allah’ım, bana hidayet, takva, tokgözlülük ve zenginlik nasip eyle!) [Müslim]

(Allah’ım, sıhhat, iffet, güzel ahlâk ver ve kaderine rıza göstermemi nasip et!) [Taberani]

(Allah’ım, gazabından rızana, cezandan affına, azabından rahmetine sığınıyorum.) [Müslim]

(Allah’ım, her zorluğu bana kolaylaştır! Dünya ve âhirette âfiyet ver!) [Taberani]

(Allah’ım, kalbimi ve amelimi riyadan, dilimi yalandan, gözümü hıyanetten koru!) [Hatib]

(Allah’ım, beni ilimle zengin et, hilmle süsle, takva ile şereflendir!) [İ. Neccar]



Peygamberimizin Aleyhisselam duaları

Peygamberimizin Örnek Ahlakı

Toplumda örnek alınan insanların sayısı çok fazla değildir. Örgü örmeyi seven bayanlar, komşusunun elinde örmeye çalıştığı bir oyayı görünce ve onu da beğenince bir örneğini çıkarmaya çalışır. Kimilerinin hafızası o kadar kuvvetlidir ki, birinin üzerindeki kazağın örneğini bir bakışta çıkarıverir.


Bazen, huyunu, ahlakını beğendiğimiz bir kimsenin oğlunu, kızını, damadını, gelinini; kendi oğlumuz, kızımız, damadımız ve gelinimiz ile karşılaştırırız. Bazen kendi canlarımızı yereriz. Niye? Onları beğenmediğimiz için…. Yaptıklarının doğru olmadığını belirtmek için… O anlattığımız, örnek aldığımız kimseler gibi olmadığı için….

Bizler; iyiyi kötüden ayırt etmeyi, birbirimizi sevmeyi, paylaşmayı, yardımlaşmayı, ahlakın güzelliklerini, dürüstlüğü, doğruluğu, erdemli bir davranışı, hoşgörünün en mükemmelini, insana saygının en yücesini, şefkat ve merhametin sınır tanımayan boyutunu, adaletin en güzel tatbikatını, kısaca her şeyin en iyisini ve en güzelini, o Rahmet Peygamberinin tebliğ, tavsiye ve uygulamalarından öğrendik. Hayatımızı anlamlı kılan değerlerimizi, dünya ve ahiret dengesini, insan onuruna uyan yaşama sanatını bizlere hep o gösterdi.

Üstad Necip Fazıl KISAKÜREK, Peygamberimizin örnekliğini, onu ölçü almamızı, ona uymayan ölçünün hayat bile olsa önemli olmadığını, reddedilmesi gerektiğini bakın ne güzel ifade etmiş:

“Müjdecim, Kurtarıcım, Rehberim, Peygamberim

Sana uymayan ölçü hayat olsa teperim.”

Ölçümüz, örnek alacağımız insanın Hazreti Muhammed (sav) olması gerektiği başka nasıl ifade edilebilir.

Bizleri yaratan Cenab-ı Allah Kur’an-ı Kerim’de peygamberimizden bahisle: “Andolsun ki, Allah’ın Rasülünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman ve Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.”[1] buyuruyor. İşte bu yüzden, ashab-ı kiram onun hayatını titizlikle incelemiş, ilke ve prensiplerini önce kendileri için örnek almış, hem de kendilerinden sonra gelecek olan nesillere aktarmak için büyük bir gayret ve özen göstermişlerdir.

İslam bilginlerinden İbni Hazm’ın, şöyle söylediği kaydedilmektedir: “Ahiret iyiliğini, düzgün yaşayışı ve bütün faziletleri kazanmak isteyen kişi, Hz. Muhammed’i örnek alsın. Çünkü Rasülullah, bütün hayırlarda en ileridedir. Allah onun ahlakını övmüş, faziletleri en mükemmel şekliyle onda toplamış ve onu her türlü kusurlardan arındırmıştır.”[2]

O Yüce Peygamber asırlar öncesinde günümüze hitap ederek bizleri uyarmıştır. Şimdi gündüz arabanızla yolda giderken, karşı yönden gelen bir sürücü farlarını yakarak sizlere bir şeyler anlatmak istese ne yaparsınız? Ne düşünürsünüz? Bu karşıdan gelen sürücü beni tanımadığı halde niçin böyle bir davranış içine girmiştir? Bana ne anlatmak istemiştir? Belki de karşıdan gelen sürücü yolda bir polis aracının olduğunu, kontrol olduğunu, radarla hız kontrolü yapıldığını haber veriyorsa, farlarını yakıp beni uyardı diye o kimseye teşekkür mü etmek lazım yoksa yaktığı farların ışıkları gözlerimi rahatsız etti diye kızmak mı?

İşte kendisini kendimize rehber, müjdeci, kurtarıcı ve ölçü olarak aldığımız o yüce peygamber de, hayat yolunda önümüze çıkacak engeller gelmeden önce bizi hadisleriyle güzel bir şekilde uyarıyor.

Peygamber Efendimiz bize kim olduğumuzu, nereden gelip nereye gittiğimizi öğreten; neye hangi gözle bakmamız gerektiğini anlatan; en iyiye ve mükemmele nasıl ulaşacağımızı belleten bir peygamberdir. Kısacası fani ömrü en iyi şekilde değerlendirmenin yolunu, dünya hayatında başarılı olmanın yöntemini gösterendir.

Sözlerin en hayırlısının Kur’an-ı Kerim, gidilecek yolların en iyisinin kendi yolu olduğunu kesin bir dille söyleyen; Allah’ın kitabını elimize alarak kendi yoluna düşmemizi, Kitabullah’ı okuya okuya, buyruklarını yapa yapa izinden gitmemizi tembih eden O’dur. Böyle yaptığımız takdirde hiçbir yanlışa düşmeden, bizi yutmayı bekleyen kurtlara yem olmadan yolun sonuna varacağımızı hatırlatan O’dur.

Gösterdiği yolun Cennet’e çıkacağını, ama daha önce sarp dağlardan, taşlı, dikenli yerlerden geçileceğini bildiren yine O’dur. Zahmetli de olsa bu yoldan gitmeye bakın, diyen de O dur. Daha düz ve cazip, adeta güllük, gülistanlık görünen ikinci bir yoldan daha bahsederek o yolun cehenneme çıktığını söyleyen ve o yola girmeyin diye sıkı sıkı tembih eden de O’dur.[3]

“Cehennem, nefse hoş gelen şeylerle kuşatılmıştır; cennet ise, nefsin istemediği şeylerle çepeçevre sarılmıştır.” [4]

Rasül-i Ekrem Efendimiz’in cevâmiü’l-kelim nitelikli beyanlarından olan bu hadis-i şerif, nefse karşı verilecek mücahedenin önemini ve neticesini çok özlü ve düşündürücü bir şekilde ortaya koymaktadır. Azab yeri olan cehennem nefse hoş gelen haramlarla sarılıp süslenmiştir. Nefsin istekleri yerine getirilirse, gidilecek yer cehennemdir. Aşırı istekler (şehvetler), peşine düşenleri örümcek ağı gibi cehenneme çeker götürür. Bunların nefse hoş gelmesine aldanmamak gerekir. Çünkü arkası ateştir, azaptır.

Cennet, ebedî mutluluk yurdudur. Ona nefis açısından bakıldığı zaman, başlangıçta nefsin hiç de hoşlanmadığı ibadet, fazilet ve fedakarlıklarla perdelendiği görülür. İnsan nefsi, bu güçlüklere katlanmak istemez. Ancak gerçek mutluluk, geçici zorluklara katlanıp o perdeleri arayabilmektedir. İşte nefisle mücadele bu noktada odaklaşmaktadır. Mücahede bu noktada büyük bir önem ve anlam kazanmaktadır.

Nefis kendi başına bırakılırsa, gerisini düşünmeden hoşuna giden şeylerin peşine düşer. Halkımız bu gidişin duygusallığını “Kızı kendi gönlüne bırakırsan ya davulcuya varır ya da zurnacıya” sözüyle pek güzel belirtir. Görünüşe aldanmamak gerektiğine de bir edibimiz “zehiri teneke kupayla sunmazlar” sözüyle dikkat çeker. Duyguları akıl, tecrübe ve vahyin ışığında uyarmak, ciddi ve meşru işlere yönlendirmek gerekmektedir. Zira gerçek ve sürekli mutluluk yani cennet böyle bir mücahede ile kazanabilecektir. [5]

Nefsin istekleri ne kadar cazip de olsa onlara boyun eğmemek, ibadetler ve diğer buyruklar nefse ne kadar zor ve ağır gelse de onları seve seve yapmak gerektiğini bize o anlattı.

“Cennet size ayakkabı bağınızdan daha yakındır, cehennem de öyle” [6] diyerek cennetin de, cehennemin de bize pek yakın olduğunu hatırlattı. Tercih edeceğimiz hayat tarzına göre cennete de cehenneme de kolayca girebileceğimizi O anlattı. İnsanın cennete de cehenneme de aynı yakınlık ve uzaklıkta olduğu, seçip benimseyeceği yaşama tarzı, atacağı adımlarla her ikisine de ulaşmakta zorlanmayacağı, Peygamber Efendimiz(in bu özlü ifadesinden anlaşılmaktadır. Bizden cenneti ve cehennemi ayaklarımıza temas ediyormuş gibi düşünmemiz istenmekte ve tabii ona göre sürekli bir mücahede içinde olmamızı o teşvik etti. [7]Yapacağımız işlerde, hatta söyleyeceğimiz sözlerle cenneti veya cehennemi kolayca kazanabileceğimizi gösterdi:

“Söylediğiniz güzel bir söz sebebiyle Allah’ın hoşnutluğunu kazanabileceğimizi, iyice düşünüp taşınmadan söyleyeceğimiz bir söz sebebiyle de cehennemi boylayabileceğimizi” hatırlattı. [8]

Bir gün Peygamber Efendimiz ikindi namazını henüz kıldırmıştı. Selam verir vermez yerinden kalktı, safları yararak süratle arkaya doğru gitti ve evine girdi. Onun sakin, yumuşak ve ağır başlı haline alışık olan sahabiler, fahr-i kainat’ı böylesine telaşlı görünce derin bir hayrete düştüler. Acaba hangi önemli şey Rasülullah’ı telaşlandırdı, diye endişeyle beklediler. Allah’ın Rasülü çok geçmeden geri döndü. Ashabının merakla kendisine baktığını görünce onlara durumu şöyle açıkladı:

“Sadaka olarak dağıtılmak üzere eve bir miktar altın (veya) gümüş bırakmıştım. Namazda onu hatırladım. Bu malın beni hayırda acele etmekten alıkoymasını istemedim ve hemen dağıtılmasını emrettim.” [9]

Hazreti Peygamber’in bütün hal ve harekâtını son derece dikkatle izleyen sahâbiler, onda görmeye alıştıkları sakin ve ağırbaşlı tavırlar dışında, aceleci, telaşlı bir hâl gördüler mi, “nahoş bir şey mi var acaba?” diye meraklanırlardı. Bu kez de öyle olmuştu. Hz. Peygamber’in selam verir-vermez mihrabı hemen terk edip sür’atle odasına gitmesi ashâb-ı kirâmı endişelendirmişti. Peygamber Efendimiz ise, hayır işlemekte ne derece acele davranılması gereğini hem hareketi hem de sözüyle ortaya koymak suretiyle ashâbını bir yandan teskin ederken bir yandan da eğitiyordu.

Hz. Peygamber’in, “beni alıkoymasından hoşlanmadım” beyanını, “Allah’ı anmaktan, O’na yönelmekten alıkoymasından hoşlanmadım” anlamında yorumlamak ve “Öyle babayiğitler vardır ki, onları ne bir ticaret ne de bir alış-veriş Allah’ı anmaktan alıkor.” [10] ayetiyle ilgi kurmak mümkündür. “Beni alıkoymasından hoşlanmadım” sözünü, “ahirette yoluma mâni olmasını istemedim” şeklinde anlamak da mümkündür. Fakat hayır işlemekte acele davranmamaktan, hele canım ne acelesi var, dağıtırız, yaparız gibi tembel bir duygu ve tavra alıştırmasından hoşlanmadım, manasına anlamak belki konu ile ilgisi ve Müslümanların hayrı geciktirmemeyi öğrenmesi açısından daha isabetlidir. Zira altın-gümüş gibi kıymetlerin insana cimrilik ve sürekli ekonomi düşüncesi telkin ettiği, ibadet esnasında bile zihni meşgul ettiği bilinen bir gerçektir. Yapılacak hayrı, verilecek sadakayı geciktirmemek, bu duygulara kapılmaktan insanı kurtarır. [11]

Peki biz kendimize örnek aldığımız Hazreti Muhammed Mustafa (sav) gibi böyle bir ikindi namazı kıldık mı? Yani namazda hatırımıza, yapabileceğimiz bir hayrı çabuklaştırmak için bir çabaya girdik mi? Dağıtacağımız zekatımız namazda aklımıza gelip de, onun dağıtılması için birilerine talimat verebildik mi?

Yoksa namazda aklımıza böyle hayırlar gelmiyor mu? Namazda biz örnek aldığımız o yüce insan gibi sadaka ve zekatların hemen yerine ulaşması için gayret gösterebiliyor muyuz?

Şimdi bizler, kendimize rehber, kurtarıcı, müjdeci, örnek ve ölçü aldığımız O Yüce Peygamberin sözlerinden, hadislerinden hareketle kendi kendimize, bir köşeye çekilerek bazı sorular soralım.

Bizim en önemli meselemiz, iyi bir Müslüman, iyi bir mü’min olabilmektir. Mü’min olabilmek için de kendimizi her an hesaba çekmemiz yani düşünce ve davranışlarımızı her an kontrol etmemiz gerekmektedir. Peygamber Efendimiz bu konuda bize şunları söylüyor:

“Akıllı kişi, nefsine hakim olan ve ölüm sonrası için çalışandır” [12]

Diğer bir söyleyişle, akıllı adam kıyamette hesaba çekilmeden önce kendini dünyada hesaba çeken kişidir. Hz. Ömer’in konuyla ilgili sözü ne kadar güzeldir.

“Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz. Allah’ın huzurunda vereceğiniz o büyük hesaba kendinizi şimdiden hazırlayınız. Kendini daha dünyada iken hesaba çekenlerin ahiretteki hesapları kolay geçecektir.” [13]

Kendini hesaba çekmenin çeşitli yolları vardır. İnsan kendi kendine bazı sorular sormak ve bu soruların cevabını aramak suretiyle de nefis muhasebesi yapabilir.

Peygamber Efendimiz bizim için örnek, rehber, kurtarıcı, müjdeci ve ölçüdür demiştik. Şimdi yaşadığımız Müslümanlık ile, kendimize örnek aldığımız Hz. Muhammed’in ölçülerini karşılaştırarak, Müslümanlığımızın derecesini ölçmeye çalışalım.

Bir köşeye mi çekiliriz, yoksa nerede olursa olsun hafif bir tefekküre mi dalarız onu sizlere bırakıyorum. Ancak Müslümanlığımızın yüzdesini öğrenebilmek için madde madde soracağımızı soruları kendi nefsimizde değerlendirmenizi istiyorum.

Madem Peygamberimizi çok seviyoruz, onu adı anıldığında büyük bir coşku ile salat ve selam gönderiyoruz, şefaatine kavuşmak için dualar ediyoruz. O halde biz ne kadar peygambere yakınız, peygamber bize ne kadar yakın….

Oğlumuza, kızımıza bir iş buyurduğumuzda, o işin zamanında ve dediğimiz gibi olmadığını görünce tepkimiz nasıl oluyor? Emrettiğimiz, yapılmasını istediğimiz işin yerine getirilmemesi bizi mutlu mu ediyor, yoksa mutsuz mu? Bir beşer olarak, kendi canımızdan, kendi kanımızdan meydana gelen evlatlarımıza, olumsuz tepki gösterebiliyor, azarlayabiliyor hatta onları maddi olarak incitebiliyoruz.

Peki aynı şeyi Rasülullah bize söylüyor, biz yapmadığımız takdirde bir an kendimizi Peygamberimizin yerine koyuyor, acaba hükmü doğru olarak verebiliyor muyuz?

Şimdi küçük bir denemesini yapalım. Kendimize sorular yöneltelim. Cevaplarını da kendimiz vermeye çalışalım. Ama cevap vermeden önce Peygamberimizin bu konudaki fikirlerini, hadislerini de dikkate alalım.

İşte birinci soru geliyor:

1) ACABA BEN KONUŞTUĞUM ZAMAN FAYDALI VE HAYIRLI SÖZ SÖYLÜYOR MUYUM?

Çünkü Rasülullah (sav):

“….. Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse komşusuna iyilik etsin. Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse misafirine ikram etsin. Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse, ya hayır söylesin ya da sussun.” [14] buyurmaktadır.


Hadisimiz İslam ahlakının üç önemli konusunu ele almaktadır. Komşuya ve misafire ikrama verilen önemin yanında konuştuğu zaman ya güzel konuşmak yada susmanın tavsiye ediliyor. Her tavsiyenin başında Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsa diye konunun önemi üç defa vurgulanıyor.

Konuşmak isteyen kimse önce düşünmelidir. Söyleyeceğim sözün kendisine veya başkasına fayda getirip getirmeyeceğine bakmalıdır. Söyleyeceği söz faydalı ise söylemeli, değilse susmalıdır. Çünkü faydasız söz hem kendine, hem de başkalarına zarar verir. Susmak suretiyle zarardan korunmak da bir faydadır.

Susmak, faydasız söylemekten çok daha faziletli o zaman…. Şöyle kendimize bakalım. Bir gün boyunca başta eşimize, çocuklarımıza, cami cemaatine, komşumuza, bakkalımıza, esnafımıza, köylümüze, işçimize, memurumuza, amirimize faydalı ne söyledik? Kendimize ve başkalarını faydası dokunmayan neler söyledik?

Faydasız konuşmalar çoğu zaman bizi günaha götürür. Manasını düşünmeden söylediğimiz bir söz Allah Teala’yı gücendirebilir. İnsanları birbirine düşürebilir. Unutmamalıdır ki, büyük günahları hazırlayan da gereksiz ve faydasız konuşmalardır. Dilini tutan, kendini fenalıklardan korumuş olur.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) “Kendisini (doğrudan) ilgilendirmeyen şeyi terk etmesi, kişinin iyi Müslüman oluşundandır.” [15] buyurmaktadır.

Yeri gelince doğru ve faydalı söz söylemek ise bir ibadet olur. Yerinde söz söyleyerek bir haksızlığı ortaya koymak, insana Allah rızasını kazandırır.

Peygamber Efendimiz bu üç ahlak esasından her birini ortaya koyarken “Kim Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsa” buyurmakla bu konuların önemin belirtmek istemiştir. Esasına bakılırsa, Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimselerin yapması gereken davranışlar bunlardan ibaret değildir. Rasülullah Efendimiz bu üç tavsiyeyi tutan kimselerin mükemmel bir imana sahip olduklarını anlatmak istemiştir. [16]

Demek ki konuştuğum zaman hem kendime hem de başkalarına fayda verecek sözler söylemeliyim. Aksi halde konuştuğum her faydasız ve zararlı sözün hesabı benden sorulacaktır. Çünkü Allah Teala benim yanımda beni gözetleyen, konuştuğum zaman her sözü yazmaya hazır vaziyette bekleyen bir melek bulunduğunu haber vermektedir.

“Onun sağında ve solunda oturan iki alıcı (melek, onun sözlerini ve işlerini) kaydetmektedir. (İnsan), hiçbir söz söylemez ki yanında kendinizi gözetleyen, dediklerini zapteden (bir melek) hazır bulunmasın.”[17]

Bunun biz canlı örmeklerini dünya hayatında görmekteyiz. Haber programlarında, bir işini yaptırmak isteyen vatandaştan rüşvet isterken görüntülenen, kayıt altına alınan insanlara “Niye falancadan rüşvet aldın? diye sorulunca, o kimseyi tanımadığını söylemekte, hatta bu kimseyi ilk defa şimdi gördüğünü ifade edebilmekte, ancak kendisine kaydedilen görüntüler ve konuşmalar izlettirildiği zaman söyleyecek, konuşacak söz bulamamaktadır.

Müjdecim, kurtarıcım, rehberim, peygamberim dediğimiz ona uymayan ölçü hayat bile teperim dediğimiz Hazreti Muhammed Mustafa (sav)’e inen Kur’an-ı Kerim ve çoğumuzun Cuma geceleri geçmişlerimizin ruhuna okuduğu Yasin suresinde, biz farkında olmadan neler okuyoruz bakın bir dinleyelim. Yukarıda rüşvet alırken görüntülenip, daha sonra inkar eden; ama çekilen görüntüleri izledikten sonra ağzı dut yemiş bülbül gibi kilitlenen insanlar hakkında, Cenab-ı Allah ne buyuruyor? Kıyamet sahnelerinden bir sahneyi arz ediyor. Dünyada iken bizleri ikaz ediyor.

“O gün onların ağızlarınızı mühürleriz. Neler yaptıklarını bize elleri anlatır, ayakları da şahitlik eder.” [18]

Allah Teala’nın gönderdiği son nebi, son rasül Hz. Muhammed (sav) ağızların mühürleneceği, ellerin konuşacağı ve ayakların şahitlik yapacağı gün gelmeden, bizleri asırlar öncesinden uyaran, ileride tehlike var, radar var diyerek bizleri, yolda uyaran sürücü gibi uyarıyor. Eğer bu uyarıya kulak verir ve kendi üzerimize alır isek, bu işten kârlı çıkacak biz oluruz. Aman canım sen de dersek, o gün gelmeden önce tedbirimizi almazsak vay halimize….

O halde ben, Allah’a da inanıyorum, ahirete de inanıyorum. İnsanlara fayda verecek bir şey söyleyeceksem, susmalıyım. Amel defterimi, aleyhime olacak sözlerle doldurmamalıyım. Konuşacağım her faydasız söz kalbimin katılaşmasına, benim Allah’tan biraz daha uzaklaşmama sebep olacaktır. Öyleyse ben faydamı ve zararımı bilmeliyim.[19]

Bu ilk soruyu başarı ile geçtikten sonra şimdi ikinci soruyu kendi kendimize soralım ve cevabını da bulmaya çalışalım…

2) ACABA BEN DİN KARDEŞLERİMİ, ONLARIN HOŞUNA GİTMEYECEK ŞEKİLDE ANIYOR, GIYBETLERİNİ YAPIYOR MUYUM?

Enes (ra)’den rivayet edildiğine göre Rasülullah (sav) şöyle buyurdu:

“Mi’rac’a çıkarıldığımda ben bakırdan tırnaklarla yüzlerini ve göğüslerini tırmalayan bir topluluğun yanından geçtim.

- Ey Cebrail! Bunlar kimlerdir? diye sordum.

- Bunlar, (gıybet etmek suretiyle) insanların etlerini yiyenler ve onların şeref ve namuslarıyla oynayanlardır, cevabını verdi. [20]

Peygamber Efendimiz, baştan sona mucizevi bir ortamda cereyan etmiş olan Mirac olayında, müşahede ettiği bazı hususları haber vermiş bulunmaktadır. Hadisimiz, Efendimizin bu kabil gözlemlerinden bir sahneyi bize aktarmaktadır.

Aslında tırnaklarıyla yüz ve göğüslerini tırmalamak, yaralamak özellikle câhiliye döneminde ağıtçı kadınların yaptıkları harekettir. Maalesef bu yaka-paça ölüye ağlamak demek olan niyâhâ âdetinin yurdumuzun değişik yörelerinde kadınlarımız arasında halen devam ettiği de acı bir gerçektir.

İşte Peygamber Efendimiz, Mi’rac esnasında bu cahiliye kadınları gibi demir tırnaklarıyla yüz ve göğüslerini tırmalayan bir topluluk görmüş ve bunların kimler olduğunu Cebrâil (as)’dan sormuş, Cebrâil de bu şekilde azap olunan kimselerin, “gıybet edenler ve insanların şeref ve namuslarıyla oynayanlar” olduğunu bildirmiştir.

Efendimiz’in bu beyanı, gıybetin ahirette ne tür bir cezaya sebep olacağını açık bir şekilde ortaya koymaktadır. O halde böylesine çirkin ve cezası ağır olan gıybetten uzak durmaya çalışmak, her Müslüman’ın özen göstermesi gerekli bir konu olmaktadır. [21]

Müjdecim, kurtarıcım, rehberim, peygamberim, önderim dediğim, ona uymayan ölçü hayat bile olsa teperim dediğim adı güzel kendi güzel Hz. Muhammed (sav), Allahü Teala ile görüştüğü Mirac hadisesinde biz ümmetini uyarıyor. Yolda giderken ilerde radar var, hızına dikkat et, yoksa cezayı yersin anlamında bizi farlarını yakıp söndürerek uyaran sürücü gibi, siz de benim miracta gördüğüm insanlar gibi olmak istemezseniz, cehenneme girmek istemezseniz, uyarılarıma dikkat edersiniz, diyor. Yani dedikodu ederek, gıybet ederek, insanların etlerini yemek suretiyle şeref ve namuslarıyla oynayanlar, bu şekilde akıbetlerini göreceklerdir. Eğer hala bu hadis-i şerifi okuyup, dinledikleri halde aynı kötülüğe devam edenlerin vay haline diyerek bizleri uyarıyor.

O halde ben de Müslüman kardeşlerimin bulunmadığı yerde, kendilerinde olan bazı kusurları söyleyerek bu kardeşlerimi çekiştirirsem, sözlerimi duydukları zaman üzülürler. Şayet ben insanları, duydukları zaman üzülecekleri sözler söyleyerek çekiştirirsem, hem onların kalbini kırmış hem de gıybetlerini yaparak günah kazanmış olurum. Böyle bir şeyi kesinlikle yapmamalıyım.

Müslümanlığımızın derecesini ölçmeye devam ediyoruz. Hazreti Peygamberin ölçülerine göre ne kadar Müslümanız sorusuna cevap arıyoruz. Eğer bunu soracağımız beş soru ile test edecek olursak ve her sorunun doğru cevabını yüzde yirmi ile hesaplarsak şu ana kadar iki soru sorduk ve iki sorunun tam cevabını aldık. Dolayısıyla yüz üzerinden beş soruda ikiyi doğru cevaplamış olduk.

Yani birinci sorunun cevabında; artık konuştuğumuz zaman faydalı ve hayırlı söz söyleyeceğiz. İkinci soruya da gıybet yapmamaya söz veriyoruz. Böylece % 40’lık bölümü başarı ile tamamladık. Geldik geriye kalan % 60’lık bölüme… Şimdi üçüncü soruyu sorup cevaplandırmaya çalışacağız.

3) ACABA BEN, BİRİLERİNİ ÇEKİŞTİRENLERİ YANİ ONLARIN GIYBETİNİ YAPAN KİMSELERİ DİNLİYOR MUYUM?

Allahü Teala iyi mü’minlerin: “Boş ve faydasız şeylerden yüz çevirmeleri gerektiğini” [22] söylüyor. Üstelik dinlediği sözlerden dolayı kulaklarının sorumlu olduğunu belirtiyor.

Kurtuluşa eren mü’minlerin vasıflarının tek tek sayıldığı Mü’minun suresinde, onların namazda huşu içinde oldukları bildirildikten sonra hemen ikinci vasıf olarak “Boş ve faydasız sözlerden yüz çevirdikleri” ifade buyurulmaktadır. Bir anlamda, boş ve faydasız şeylerden yüz çevirmenin günlük hayatın huşuu demek olduğuna dikkat çekilmektedir. Namazda gönül huzuru ne ise, günlük hayatta da boş laflardan uzak kalmak odur. Yani insana aynı duruluğu ve huzuru yaşatır. Ancak şu da bir başka gerçektir ki, namazda huşu’ nasıl her zaman yakalanmazsa, boş ve faydasız sözlerden uzak kalabilmek de o kadar zordur. Bu yönüyle de aralarından bir benzerlik bulunmaktadır. Başarılabilmesi halinde her ikisinin de mü’mine kazandıracağı mutluluk ve seviye gerçekten son derece büyüktür. [23]

“Bilmediğin bir şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi o (yaptığı) ndan sorumludur.” [24]

Gıybet etmenin, herhangi bir Müslümanı, hoşlanmayacağı şeyleri arkasından söyleyerek çekiştirmenin haram olduğunu biliyoruz. Burada ise, bizzat kendisi gıybet etmemekle beraber, başkasının yaptığı gıybeti dinlemenin de yasak olduğunu öğrenmekteyiz. Böyle bir durumla karşılaşınca yapılacak ilk iş, bir yolunu bulup bu gıybet olayına mâni olmaktır. Hadisimiz işte böylesi bir müdâhalenin yani gıybeti yapılan Müslümanı savunmanın, ahiretteki sonucunu bildirmektedir.

Öyleyse ben Rasülullah Efendimiz’in tavsiye ettiği gibi, ya din kardeşimin haysiyetini, ırz ve namusunu, onu çekiştirenlere kaşı korumalıyım veya böyle meclislerden kalkıp giderek tavrımı koymalıyım.

Hemen hemen her gün ve saatte yaşadığımız bir olaydır. Bir dost meclisinde, bir kahve toplantısında, hanımların bir araya geldiği altın günlerinde vb. toplantılarda, ya gıybet yapılır ya da gıybet dinlenir.

Peki gıybet’e Kur’an nasıl bakıyor? Biz mü’minleri hangi tehlikelerin beklediğini haber veriyor? Gıybet yapılırsa gıybet edenin ve edilenin durumu ne olacaktır? İşte bu soruların cevabını bakın Allahü Teala bize nasıl haber veriyor?

“ Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Zira zannın bazısı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın ve bazınız bazınızı gıybet etmesin. Sizden biriniz ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? Bak hemen ondan tiksindiniz. Allah’tan korkun, şüphesiz Allah tövbeleri kabul edendir, çok merhametlidir.” [25]

Hüsn-ü zan; her şeyi iyiye yorma, her şeyin iyi tarafını görmedir.

Sû-i zan da; bunun tam tersidir.

Bu zan’na bir örnek verelim: İki arkadaş bir köşe başında durmuş karşıdan sallanarak gelen ve elinde de gazete kağıdına sarılı bir şişe olan adam görüyorlar. Birisi şöyle diyor; “Adama bak, akşama kadar meyhanede içmiş, doyamamış eline bir şişe almış içmeye devam ediyor.” Diğer arkadaş ise; “ Adam akşama kadar ayakta çalışmış, yorgun düşmüş akşam da çocuğuna süt götürüyor.” Bu arkadaşlardan ikisi de o şahsı içerken görmediler. Birisinin ki “hüsnü zan”, diğerinin ki “sûi zandır”. Hüsn-ü zanda bulunan her zaman sevap alır. Sûi zanda bulunan ise, dediği doğru olsa bile günaha girer. Çünkü gözü ile görmediği bir konuda karar vermiştir.

Efendimiz “gıybet için yapılan söz denize karışsa bulandırır” [26] Gıybetin rüzgarların kokusunu bile değiştireceğine işareten bir gün rüzgarda kötü bir koku hissedilince Efendimiz “Bu koku insanların gıybetini yapanların kokusudur” [27] buyurmuştur.

Efendimize “Gıybet nedir?” denildiğinde “Kardeşinin hoşlanmadığı şekilde onu anmandır” [28] buyurdu.

Yani gıybet etmenin ne kadar kötü ve iğrenç bir karşılığı olacağının ifadesidir. [29]

İnsanlar birbirlerinin yüzlerine karşı söyleyemedikleri sözleri niçin söylerler? Sevdiği, konuştuğu kardeşi bu çirkin sözleri niye yüzüne karşı söyleyemez? Günümüzün gelişen teknolojisinden istifade ederek, bazı kişiler cep telefonlarına mesaj göndererek, meramlarını ifade edebilmektedirler. Kişilerin şeref, haysiyet ve namuslarına dil uzatabilmektedirler.

Rasülullah (sav): “Kim din kardeşinin haysiyetini, ırz ve namusunu, onu çekiştirenlere karşı korursa Allah da onu kıyamet gününde korur.” [30]

O zaman başkalarının yapmış olduğu gıybeti dinlemeyeceğiz ve din kardeşimizin şeref ve haysiyetine dil uzatıldığı zaman sessiz kalmayacağız. Böylece üç soruyu tamamladık. Eğer gıybet dinlememeye de söz verdiğimiz takdirde, müjdecim, kurtarıcım, rehberim, peygamberim dediğimiz, peygamberimizin ölçülerine göre Müslümanlığımızın derecesi yükselecektir. % 40 olan başarı yüzdemiz şimdi bu üçüncü madde ile birlikte % 60’a yükselecektir.

Şimdi de dördüncü soruya gelelim. Bu soru ve alacağımız cevap da son derece önemlidir. Çünkü biz faydalı söz söylemeye, gıybet, dedikodu yapmamaya söz verdikten sonra bir de gıybeti dinlememeye ve dinleyenleri de önlemeye söz vermiştik. Bakalım dördüncü maddede ne var?

4) ACABA BEN İNSANLARIN ARASINI BOZMAK İÇİN SÖZ TAŞIYOR YANİ KOĞUCULUK YAPIYOR MUYUM?

Peygamberimiz Efendimiz (sav)’in “Koğuculuk yapan cennete giremez” [31] buyurduğunu, insanların arasını bozmak için laf taşıyanların kabirlerinde azap göreceklerini söylediğini unutmayalım. Konuyla ilgili şöyle bir hadis rivayet ediliyor:

“İbn Abbas (R.Anhüma) anlatıyor: Rasülullah (sav) (bir gün) iki kabre uğradı ve:

“(Bunlarda yatanlar) azab çekiyorlar. Azapları da büyük bir günahtan değil” buyurdular. Sonra sözlerine şöyle devam ettiler:

“Evet! Biri, nemimede (laf getirip götürmede) bulunurdu. Diğeri de idrar sıçrantısına karşı korunmazdı.” Aleyhisselatü vesselam sonra yaş bir hurma dalı istedi. İkiye böldü. Birini birinin üzerine dikti, birini de öbürünün üzerine dikti. Sonra da:

“Belki bunlar yaş kaldıkça azapları hafifler.” buyurdular.[32]

İnsanların arasını bozmak, onları birbirine düşürmek maksadıyla söz getirip işini çokça yapan, onu iş edinmiş olana nemmâm denildiği onun da cennete giremeyeceği çok kesin bir şekilde ifade buyurulmaktadır.

Halkımızın ifadesiyle “müzevirlik yapmak”, “koğuculuk etmek” demek olan nemime, iki kişinin arasına bozma amacına dayalı olması dolayısıyla gıybetten ayrılır. Çünkü gıybet, orada olmayan bir kimseyi hoşlanmayacağı bir şey ile anmaktır. Gıybette bozgunculuk maksadı bulunması şart değildir. Nemime insanların birbirleri hakkında söyledikleri sözlerin, onların yanında veya gıyabınca aralarını bozmak maksadıyla diğerine nakledilmesi demektir.

Aslında nemime, birinin sözünü onun gıyabında hakkında söz edilmiş olan kimseye götürüp “falan senin hakkında şöyle şöyle diyor” şeklinde konuşmaktır. Kişinin gıyabında olması yönüyle gıybete benzer ise de, sözü söyleyen ile nakledilen kişinin arasını bozma niyeti onu gıybetten ayırır. Bu haliyle nemime, gıybetten daha ağır bir günahtır.

Peygamberimizin kabirlerini ziyaret ederek, haklarında konuştukları iki kişiden biri olan koğucunun mezarında da rahat olamayacağı, azaba tabi tutulacağı bildirilmektedir. Peygamber Efendimiz’in, kabirlerinde azab gören o kişi hakkında “Azab görmeleri büyük bir günah sebebiyle de değil” buyurması, “onlara göre büyük olmayan” demektir. Yoksa gerçekten “büyük bir suç olmayan” demek değildir. Esasen Peygamber Efendimiz de “Evet, aslında günahları büyüktür” buyurmak suretiyle durumu açıklamış oluyor.

Nitekim işledikleri günahları ve hataları önemsemeyen, basite alan ve küçük gören çok insan vardır. Hadisimizdeki iki kişinin de bir anlamda, söz ve idrar damlacıkları arasında bir ilgi kurarak, “Bir iki söz değil mi, bir iki damlacık değil mi ne çıkar bundan” anlayışı içinde davrananlardan olduklarına işaret edilmektedir. Hatasını küçük görme halet-i ruhiyesine Hz. Aişe validemize iftira edilmesi olayı dolayısıyla yüce kitabımızda şöyle işaret buyurulur. “Siz önemsiz olduğunu sanıyorsunuz. Halbuki bu, Allah katında çok büyük bir suçtur.” [33]

Hadisimizden, koğuculuk niyetiyle ağızdan çıkacak kelimelerin, ortalığı berbat etmek bakımından idrar damlacıklarına benzetildiği izlenimini edinmek mümkün gözükmektedir. Bu da bizi, nemimenin mutlaka korunulması, temizlenilmesi gereken bir pislik olduğu sonucuna götürür.

Rasülü Ekrem Efendimizin yaş bir hurma çubuğu isteyip onu ikiye ayırdıktan sonra, “Bunlar yeşil kaldıkça belki azapları hafifler” buyurarak o iki mezarın üzerine diktiği kaydedilir. Bu da Efendimizin günahkarlara karşı olan şefkatinin bir göstergesidir. Aynı zamanda kabristanların ağaçlandırılması ve yeşillendirilmesini teşviktir. [34]

Evet, artık bu kadar geniş bir açıklamadan sonra kim koğuculuk yaparak, kendisine cenneti haram kılmak ister. Bizim mücadelemiz, bütün gayretimiz, ibadetlerimiz hep cenneti kazanmak için değil midir? O halde peygamberimizin ölçülerine göre Müslümanlığımızın kalitesini bulmak için yaptığımız hesaplamayı hatırlarsak, koğuculuk yapmaktan da vazgeçtiğimize göre, % 80’e çıkmıştır. Artık geriye % 20 lik bir oran kalmıştır.

Şimdi % 80 müslüman olan bizlerin son bir gayretle bir soru da sorarak ve cevabını da doğru olarak vererek bunu % 100’e çıkaralım. İşte son soru da geliyor:

5) ACABA BEN YALAN SÖYLÜYOR MUYUM?

Halbuki benim müjdecim, kurtarıcım, rehberim, peygamberim, önderim dediğim, kendime ölçü olarak aldığım Peygamberim, yalancılığın, Müslümana yakışmayacağını, bunun münafıkların huyu olduğunu, görmediği bir rüyayı gördüm diye anlatmanın bile yalancılık sayıldığını [35], yalancının önünde sonunda cehenneme gireceğini haber veriyor:

Abdullah İbn Mes’ud (ra)’den rivayet edildiğine göre Nebi (sav) şöyle buyurdu:

“Şüphesiz ki sözde ve işte doğruluk hayra ve üstün iyiliğe yöneltir. İyilik de cennete iletir. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğrucu) diye kaydedilir. Yalancılık yoldan çıkmaya (fucûr) sürükler. Fucûr da cehenneme götürür. Kişi yalancılığı meslek edinince Allah katında çok yalancı (kezzâb) diye yazılır.” [36]

Hadiste, yalan konuşa konuşa insanın yalancılığı adeta meslek edineceği, yalana iyice alışacağı, yalana alışan insanın da fücur denilen her türlü kötülüğe hazır hale geleceği bildirilmektedir. Fücurun ise insanı cehenneme götüreceği anlatılmaktadır. Bu tesbit, yalan konusunda son derece dikkatli olunması için çok ciddi ve açık bir uyarıdır. Yalanın küçüğü büyüğü olmaz demektir. Ayrıca yalancılığın ve sahteciliğin İslam’da yeri olmadığını ortaya koymaktadır.

Yalancılığı âdet edinen kişinin Allah katında “kezzâb” diye tescil edilmesi, yalanın insanı ne kadar ağır ve kötü bir duruma düşürdüğünü göstermektedir. Ahirete ait sonuç ise, cehennem olmaktadır.[37]

Müjdecim, kurtarıcım, rehberim, peygamberim dediğim ve kendisine uymayan ölçü hayat bile olsa teperim dediğimiz o yüce insan, bizi münafık olmaktan korumak için bakın, münafıkları nasıl tarif ediyor:

“Dört huy vardır ki bunlar kimde bulunursa o kişi tam münafık olur. Kimde de bu huylardan biri bulunursa, onu terk edinceye kadar o kişide münafıklıktan bir sıfat bulunmuş olur:

Kendisine bir şey emanet edildiği zaman ona ihanet eder. Konuştuğunda yalan söyler. Söz verince sözünden döner. Düşmanlıkta haddi aşar, haksızlık yapar. [38]

Hadiste geçen nifak, inançta iki yüzlülüktür. Yani içinden inanmadığı halde inanıyormuş gibi davranmak demektir. Böylesi bir inanç sahtekarlığının dışa vurumunun dört yolu hadisimizde teşhis edilmektedir. Bu dört huyun hepsinin birden bir kişide bulunması o kişinin tereddütsüz ve katıksız bir münafık olduğunu göstermektedir. Bu dört huydan herhangi birinin kendisinde bulunduğu kişi, o huyu terk edinceye kadar, münafıklıktan bir alamet taşımaya devam eder. Kişinin münafıklığını gösteren işaretlerden biri de yalancılıktır.

Yalan konuşmayı, yalan dolanla iş çevirmeyi beceri ve başarı sayanlar, bu hadis-i şerifin taşıdığı tehdit unsurunu iyice düşünmelidirler. Tabii münafığın, kafirden daha beter bir durumda olduğunu unutmadan bu değerlendirmeyi yapmalıdırlar.

Hadisimiz, bir bakıma yalanın haram kılınmasının gerekçesini de gözlerimiz önüne sermektedir. Çünkü insanı münafık durumuna düşüren bir huy elbette Müslümana yakışmaz. Müslümanın ondan uzak kalması gerekir.

Bizi bizden daha çok düşünen Rabbimiz’in yalan konusunda koyduğu yasağı dikkate alıp ona göre doğru sözlü, dürüst bir Müslüman olarak yaşamaya bakmak bizlere düşen en önemli görev olmalıdır. İzzet, şeref ve mutluluk her konuda olduğu gibi bu mevzuda da yüce dinimizin koyduğu sınırlara bağlı kalmakla sağlanabilir.

Emanete ihanet, sözünde durmamak, düşmanlıkta aşırı gidip haksızlık etmek gibi hadisimizde zikredilen münafıklık alametlerinin her birinin ne kadar büyük kusurlar olduğu ve onlardan uzak kalmanın ne kadar gerekli bulunduğu günümüzde çok daha iyi anlaşılmaktadır. Kendi iç güvenini büyük ölçüde kaybetmiş bir toplumun fertleri olarak, bu hadisi herhalde en iyi biz anlamaktayız. “Temiz toplum” bu ahlaki ve yaygın kusurlardan kurtulmadan nasıl oluşturulabilir ki?[39]

Hadis-i şerifte sayılan dört alametten birincisi yani;

1. Yalan söylemek; sözün bozuk olmasına;

2. Va’dinden dönmek; niyetin bozukluğuna,

3. Hıyanet; fiilin, davranışın bozukluğuna,

4. Düşmanlıkta haddi aşmak; karakterin ve seciyenin bozukluğuna delalet eder.

Bu alametler, bazen gerçekten Müslüman birinde bulunabilir. O takdirde o kimseyi küfürle veya münafıklıkla mı itham edeceğiz? Halbuki bir müslümanın kafir veya münafık olduğuna hükmetmenin caiz olmadığı, hatta bunun haram olduğu konusunda ümmetin icmâi vardır. İmam Nevevi, kendisinde bu nitelikler bulunan müslümanın münafığa benzediğini ve münafıkların ahlakıyla ahlâklandığını fakat kafir ya da münafık olmadığını söyler. Rasül-ü Ekrem Efendimiz, Müslümanların münafıklık alametlerini adet ve ahlak haline getirmemelerini ihtar eder ve onları bundan sakındırır.[40]

O halde ben de yalandan sakınmalıyım, şahsiyetli bir Müslüman olduğumu hiçbir zaman unutmamalıyım.

Şimdi bu beş soruyu değerlendirdiğimiz zaman, hepsine olumlu cevap verdiğimiz zaman Müslümanlığımızın derecesi % 100’e çıkmaktadır. Tabii ki bu soruları arttırmak, farklı alanlarda sorular sormak mümkündür. Ancak bu makale çerçevesinde bu sınırı da çizmek gerekir.

Evet, artık yalan söylemenin müslümana ait bir sıfat olmadığını da öğrendik. Müslüman doğru olacak, Peygamber Efendimize cahiliye döneminde söylenildiği gibi “el-Emin” diye anılacak. Adımızın Hasan, Hüseyin, Ahmet, Mehmet olması ne kadar normal ve tabii ise, “el-Emin” olmak da o kadar tabii ve normal olmalıdır. Hiçbir Müslüman, ben hem müslümanım hem de bana güvenilmez demek istemez. Peki bu nasıl olur?

Müslümanın kardeşine yardım etmesi, güler yüz göstermesi, ihtiyacı olduğunda karşılaması, sıkıntısı varsa sıkıntısını gidermesi onun vasıflarındandır.

Hz. Peygamber, söz ve fiillerinde insanlığın, hayatın her sahasına dair takip edeceği misaller bulunan, yolundan gidenlerin, hayatlarını sevgi, güzellik, huzur ve hayırla süsleyecekleri örnek insandı.[41] Kendisine Peygamberlik vazifesi verilmesinin ilk dönemlerinde, üstlendiği görevin ağırlığını ve karşılaşabileceğini tahmin ettiği gelişmelerin kaygısını çekerken, Hz. Hatice’nin söylediği şu sözler, onun kişiliğini tanımak açısından oldukça önemlidir.

“… Vallahi, Allah seni utandırmaz. Çünkü sen, akrabalarına bakarsın, sözün doğrusunu söylersin, fakir ve muhtaçlara elinden gelen yardımı yapar, hiç kimsenin kazandıramayacağını kazandırırsın. Misafirlere ikram eder, onları ağırlarsın, Hak’tan gelen felaketler karşısında insanlar yardım edersin.” [42]

Peygamberim de mü’minlerin tıpkı, bir binanın parçaları gibi birbirine tutkun olmaları gerektiğini, Müslümanların din kardeşini düşmana teslim etmeyeceğini, sıkıntıda ise sıkıntısını gidereceğini, darda ise elinden bir birbirlerine tıpkı bir beden gibi sargın olacaklarını, birbirinin derdiyle dertleneceklerini söylüyor.

“Müslüman Müslümanın (din) kardeşidir. Ona zulmetmez. Onu düşmana terk etmez. Kim (din) kardeşinin bir ihtiyacını karşılarsa Allah da onun bir ihtiyacını karşılar. Kim bir Müslümandan dünya sıkıntısını giderirse Allah da buna karşılık ondan kıyamet gününün sıkıntılarından bir sıkıntıyı giderir. Kim bir Müslümanın ayıbını gizlerse Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter. [43]

Müslümanların kardeşliği İslamiyet itibariyledir. Nitekim Allah (c.c.) “Mü’minler ancak kardeştir.” [44] buyurmuştur.

Canlıların rızkını Allah üstlenmiştir. Onların sıkıntılarını ve ihtiyaçlarını gidermek, onlara iyilik yapmaktır. Müslümana zulmetmek ve onu zalimlerin eline terk etmek haramdır. Müslümanın ihtiyacını karşılamak ve sıkıntısını gidermek için çalışmak Müslümanların görevidir. [45]

Konumuzla ilgili bir diğer hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor:

“Birbirlerini sevmekte, karşılıklı acımalarında, esirgemelerinde mü’minler, uzuvlarından biri hastalanınca diğer azalarının da birbirlerini uykusuz ve ateş içinde bırakarak onun acısına ortak olan vücut gibidir.” [46]

Benim Peygamberim aynı zamanda; “Sizden biriniz kendisi için sevip arzu ettiği şeyi din kardeşi için de sevip arzu etmedikçe gerçek anlamda iman etmiş olmaz.” buyuruyor. [47]

Yine benim Efendim Müslümanların karşılıklı görevlerinden söz ederek birbirinize selam verin alın, hastalandığınız zaman birbirinizi ziyaret edin, ölenlerinizi defnedin, haksızlığa uğrayanlara yardım edin, davet edenin davetine katılın, aksırana teşmit edin, diyor. [48]

Acaba ben din kardeşlerime ne ölçüde yakınlık duyuyor, onlarla ne kadar ilgileniyorum? Haksızlığa uğrayan kardeşime ne kadar yardım ediyor, yanlarında ne ölçüde yer alıyorum? Kısacası ben onlara ne kadar değer veriyorum?

Netice itibariyle benim Peygamberim Allah’tan aldığı buyrukları getirdi, uymam ve uygulamam için ortaya bir hayat tarzı koydu. Bana, dünya imtihanında başarılı olmanın yolunu ve usulünü gösterdi. Acaba ben onun ortaya koyduğu hayat tarzını ne kadar benimsiyorum? Onun buyruklarına ne kadar saygılı, sünnetine ne kadar bağlıyım? Hepsinden önemlisi, acaba ben, onun koyduğu ölçülere göre ne kadar müslümanım?

Yaşadığımız hayatı yeniden gözden geçirelim. İçinde 24 saatimizi geçirdiğimiz evimizin ne kadarı Muhammedî kokuyor, çocuklarımızla münasebetimizde peygamberimizin şefkatini, merhametini onlara da aktarabiliyor muyuz? Çocuklarla çocuk olabiliyor, onların dilinden anlayabiliyor muyuz? Çocuklarımıza peygamberimizi tanıttık mı?

Babam, biz çocukken şöyle anlatırdı. “Oğlum biz sizi dedenizin yanında sevemedik. O zaman bir babanın yanında çocuğunu öpmek, sevmek, okşamak ayıp sayılırdı.” diye anlatırdı. Örf adına, adet adına ne kadar yanlışlar yapılıyor.

Şimdi Asr-ı Saadet’e gidelim. Bakalım o zaman ile günümüz arasında nasıl bir benzerlik var. Bu sorunu, Yüce Peygamberimiz nasıl çözmüş:

Aişe (r.anha) anlatıyor:

Çölde yaşayan bedevîlerden bir grup Rasûlullah (s.a.v.)’in huzuruna geldiler ve:

- Siz çocuklarınızı öpüyor musunuz? diye sordular. Peygamberimiz:

- “Evet” buyurdu. Onlar:

- Fakat biz, Allah’a yemin ederiz ki, onları öpmüyoruz, dediler. Rasûlullah (s.av.):

- “Allah sizin kalplerinizden merhamet duygusunu çıkarıp almışsa, ben ne yapabilirim ki”! [49] buyurdu.

Çölde yaşayan ve medenî davranışlardan uzak olan, katı kalpli, kabı tavırlı kimselere a’rabî veya çöle mensup kişi anlamında bedevî denilir. Bunlar zamanla Rasul-i Ekrem (s.a.v.)’in huzuruna gelerek Müslüman olmuşlar ve İslam’ın getirdiği üstün değerleri benimseyerek medenî bir hayata kavuşmuşlardır. Ancak bu değişim ve gelişimin herkeste bir anda olduğu düşünülemez. Çünkü insanın alışık olduğu âdetlerden, edindiği huylardan ve ahlâk haline getirdiği davranışlardan bir anda vazgeçmesi mümkün olmayabilir.

Peygamber Efendimiz’in yanına gelen bir grup bedevî, Müslümanların küçük çocuklarını öptüklerini ve sevip okşadıklarını görünce, buna şaşırarak:

Yoksa söz çocuklarınızı öpüyor musunuz? diye sormaktan kendilerini alamamışlardır. [50]

Şimdi benim iki tane kızım var. 17 Ağustos 1999 Marmara depreminde, İzmit’te kayınpederime ait 7 katlı evin üçüncü katında iken bina depremde dümdüz oluyor. Tam 38 saat sonra eşim, iki kızım ve kayınvalidemi Allah bize bağışladı. Kayınpederim vefat etti.

Kayınpederim 20 yıl Almanya’da çalıştı. Bütün parasını bir eve yatırdı. Dört katlı idi. 3 Kat daha çıktı. Son katı teras katı olarak yaptı. Bizler damadı, kızı, torunları, oğlu, gelini ziyaretlerine geldiğimizde rahat edelim diye yaptı.

Eğer o binanın kendisine mezar olacağını bilseydi, yapar mıydı? Sizler bu konferansa gelirken yolda kaza yapacağınızı bilseniz gelir miydiniz?

Evet, babam bizleri küçükken öpemediğinden yakınırken, ben onun anlattıklarına göre şöyle düşündüm. “Oğlum biz çocuklarımızı dedenin yanında öpemedik. Ama siz çocuklarınızı öpün, sevin, bizim yapamadığımız güzellikleri siz yaşayın” şeklinde anladım. Ama yanlış anlamışım. Çünkü ben kızlarımı babamın, annemin yanında sevince, babam anneme. ”Şu bizim Vehbi’ye söyle, fazla ileri gidiyor. Bıraksın da buradayken biz sevelim. Onlar evlerine gidince sevsin” diyor.

Şimdi ben merak ediyorum. Bu davranışın hangi tarafı Peygamberî kokuyor? Bu davranış gelenek kokuyor. “Biz büyüklerimizden böyle gördük. Onları zamanında eleştirdik. Ama artık büyük biziz. Bizler her ne kadar onları eleştirsek, davranışlarını beğenmesek de, onlar gibi davranmalıyız” düşüncesi ne kadar da yanlış bir düşüncedir. Büyüklerimiz farkında olmadan, yetiştiği ortamın kalıbına kendiliğinden giriveriyor.

Onun için sevin çocuklarınızı, öpün, koklayın. İnsan çocuğunu sevmek için babasından, annesinden izin mi alacak? Babacığım diye kollarını açarak size koşan yavrunuza, “Babam, annem var seni kucağıma alamam” diye nasıl dersiniz? diyemezsiniz.

Çocuklarımıza karşı davranışımızda, aile münasebetlerimizde, evde yaşayışımıza bir göz atalım? Hani bir gün kapımız çalınsa da Peygamberimiz evimize gelse… Kendi getirdiği İslam dininin kaçta kaçını yaşadığımızı bize sormaya, görmeye gelse…

Merak ediyorum.

Eğer bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse, Yalnızca birkaç günlüğüne aniden çalsa kapınızı, Merak ediyorum neler yapacağınızı… Biliyorum ama böylesine şerefli bir konuğa açacağınızı en güzel odanızı, Ona sunacağınız yemeklerin en iyisi olacağını ve inandırmaya çalışacağınızı, Onu evinizde görüyor olmaktan mutluluk duyacağınızı; Gerçekten evinizde ona hizmet etmekten alacağınız hazzı.

Fakat söyleyin bana, Efendimizi evinize doğru gelirken gördüğünüzde, Onu kapıda mı karşılayacaksınız? Yoksa onu içeri almadan önce, aceleyle, bazı dergileri, gazeteleri çarçabuk saklayıp yerine Kur’an’ı mı koyacaksınız? Peki hala Amerikan filmlerini seyredecek misiniz televizyonda? Yoksa kapatmaya mı koşacaksınız aceleyle, O size kızmadan önce? Kim bilir?

Belki de ağzınızdan hiç çıkmamış olmasını mı dilerdiniz, Hatırlayamadığınız en son çirkin kelimeyi… Peki ya dünyalık müziğinizi, kasetlerinizi de saklayacak mısınız? Ve bunun yerine ortalığa, kitaplığınızın raflarında tozlanmış, Hadis kitaplarını mı çıkaracaksınız? Hemence içeriye girmesine izin verecek misiniz? Yoksa telaşla ne yapayım diyerek, sağa sola mı koşturacaksınız?

Merak ediyorum: Eğer Peygamber Efendimiz, Bir kaç günlüğüne sizinle birlikte yaşasa, yapmaya devam edecek misiniz, her zaman yaptığınız şeyleri? Ailenizdeki sohbetler eski halini koruyacak mi? Her yemekten sonra sofra duası etmeyi, yine zor mu bulacaksınız? Hiç yüzünüzü asmadan, oflayıp puflamadan, her vakit namazınızı kılacak mısınız?

Ya sabah namazı için, sıcacık yatağınızdan, erkenden fırlayacak mısınız? Peki ya yine mırıldanacak mısınız, her zaman söylediğiniz şarkıları? Ve okuyacak mısınız, her zaman okuduğunuz kitapları? Peki bilmesine izin verecek misiniz, aklınızın ve ruhunuzun beslendiği şeyleri? Yoksa hiç bilmemesini mi isterdiniz? Şöyle diyelim ya da:

Gideceğiniz her yere götürebilecek misiniz Peygamberi de? Yoksa birkaç günlüğüne değişecek mi planlarınız? Tanıştırmaktan onur duyacak mısınız en yakın arkadaşınızı onunla? Yoksa hiç karşılaşmamalarını mı umardınız, Peygamberin ziyareti bitene dek birbirleriyle?

Şimdi söyleyin açık yüreklilikle, Onun kalmasını ister misiniz sizinle? Sonsuza dek, hep birlikte… Yoksa rahat bir nefes mi alacaksınız, ziyareti bitip gittiğinde? Gerçekten bilmek ilgi çekici olabilir değil mi? Bilmek ve düşünmek… Eğer bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse yapacağımız şeyleri… Eğer bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse, yalnızca birkaç günlüğüne aniden çalsa kapınızı, Merak ediyorum neler yapacağınızı …


BİR GÜN KAPI ÇALAR

Sabahın erken saatlerinde… Açarsınız. Sütçünüzdür gelen. Sütçünün litreliğinden kabınıza dökülen beyazlıkta sabahın güzelliğine kavuşursunuz. Gözünüzde pırıl pırıl bir sabah kahvaltısı canlanır. İçinizden “Bugün kahvaltıyı bahçede yapayım” diye geçirirsiniz…


Kapı Çalar…


Gelen postacıdır. Kucağında büyükçe bir paket. Uzattığı kağıda imza atarsınız. Daha önceden ısmarladığınız kitaplara kavuşmanın sevincini yaşarsınız. Zaten tatilde olduğunuzdan bu kitaplara çok ihtiyacınız vardır. “Artık canım sıkılmayacak ” deyip keyiflenirsiniz. En çok merak ettiğinizi alıp şezlonga uzanırsınız…


Kapı Çalar…


Kapıya koşarsınız. Yıllardır görmediğiniz bir dost gelmiştir. Sevinirsiniz. Sohbetleriniz saatler boyu, hatta bütün gün sürer. “Yaşamak ne güzel ” dersiniz içinizden. Hele böyle dostlar varken..


Kapı Çalar…


Çalmadan içiniz titremiştir zaten “O” dur gelen. Yüzyıllardır bekliyormuş gibi koşarsınız kapıya. Oysa dün gece ayrılmışsınızdır. Teninin tuzu hala dudaklarınızda, kokusu burnunuzda, sesi kulaklarınızdadır. “Nerede kaldın?” dersiniz. “Öyle özlemiştim ki …” Sarılırsınız bir daha kopmamacasına, öpersiniz doyasıya, hayır hayır doyamamacasına.


Kapı Çalar…


Dürbünden bakarsınız. Kimseyi göremezsiniz. Dönüp yeniden koltuğa gömülürsünüz. Bir daha çalar. Bakarsınız, yine kimse yok, tam o sırada bir daha çalınca kapıyı açarsınız. Komşunuzun oğlu, elindeki sopayla zile uzanmakta. Meğer tuzları bitmiş. İçeriden tuz getirirken kendi kendinize söylenirsiniz. “Elbette göremem. Keratanın boyu bir metre..” Bu küçük hadise neşelendiriverir ortalığı….


Kapı Çalar…


Düşüp bayılacak kadar şaşırırsınız. Askerdeki oğlunuz haber vermeden izne çıkmıştır. “Oğlum benim..” diye hasretle kucaklarken göz yaşlarınızı zaptedemezsiniz. Mutluluğunuz oğlunuzun izni kadar uzar… Kapının her çalışında sanki mutluluğa koşmaktasınız. Huzur tüter gözlerinizden. Her sessizlikte kulaklarınız zil sesi arar…


Ve kapı çalmaz.


O gün en büyük misafiriniz gelir. Adeta kapıyı kırmıştır. Alıp gider sizi, şaşırırsınız.

“Niye haber vermedi?” diye içinizden geçirirken; “Doğduğundan beri zile basmaktayım” der. Bir şeyler söylemek istersiniz o an. Ama o andan sonra diliniz dönmez. Ölüm sessiz sedasız gelivermiştir…


Evet, biz o Yüce Peygamberi çok özledik. Bir gün kapımızı çalar diye bekliyoruz. Evimiz her onu misafir etmeye hazır bir şekilde bekliyor. Başta kendimiz, ailemiz, çocuklarımız hep onun izinde, onun yolunda. Yani Peygamberimiz gelse hazırız değil mi? O Yüce insanı, “Hoş Geldin Ya Rasulallah” İşte bu benim eşim, benim kızım, oğlum Ya Rasulallah.. Buyur, evimizin en güzel köşesini, en güzel odasını Senin için hazırladık. Evimize şeref verdin demeye hazırız.

Sonuç olarak;

Hz. Peygamberi örnek almayı ve onun hayatından davranış modelleri çıkarmayı; sahip olduğu ahlâki faziletleri hayata geçirmeyi, getirmiş olduğu dini zihniyeti benimsemek ve gelişen olaylar karşısında onun gibi tavır alabilmek şeklinde anlamamız gerektiği kanaatindeyiz.

Ne olur.

Gel Ey Muhammed bahardır

Dudaklar ardında saklı

Aminlerimiz vardır.

Hac’dan döner gibi gel

Mirac’tan iner gibi gel

Bekliyoruz yıllardır.


Bir demet gül var elimizde, titreyen yüreğimiz var. Güllerimiz solmadan, gül kurusu ağlamadan yüreğimiz, ne olur gel Efendimiz.

ONU HER VARLIK SEVDİ


Onu neler sevmedi, kimler sevmedi ki…

Onu her şey sevdi, her varlık sevdi.

İşte onu sevenlerin bazıları:

Bulutlar sevdi onu, güneşten koruyarak…

Ağaçlar sevdi onu, toprağı yarıp yerinden çıkarak…

Kurtlar sevdi onu, çobanlara rehber olarak…

Güvercinler sevdi onu, önünde yuva yaparak

Örümcekler sevdi onu, huzurunda ağ örerek…

Keçiler sevdi onu, sütsüz halde iken süt vererek…

Develer sevdi onu, görünce önünde çökerek…

Azgın boğalar sevdi onu, karşısında boyun bükerek…

Geyikler sevdi onu, verdiği sözde durarak…

Dağlar sevdi onu, heyecanından titreyip sallanarak…

Taşlar sevdi onu, avucuna girince “Allah Allah!” diyerek.

Toprak sevdi onu, ayağını vurunca bağrından su fışkırtarak…

Kuyular sevdi onu, kupkuru iken sularla çağlayarak…

Aylar sevdi onu, bir işareti ile iki parçaya ayrılarak…

Güneşler sevdi onu, batmasını geciktirerek…

Melekler de sevdi onu, savaşlarda yardım ederek…

Cinler sevdi onu, sesini duyunca hayran kalarak…

İnsanlar sevdi onu, sesini duyunca hayran kalarak…

Bebekler sevdi onu, can atarak, canlar vererek…

Ama asıl onu Rabbi seviyordu, ona “Habibim” dedi en çok sevdiğini ifade ederek…

Peygamberimizi sevmek, imandır, ibadettir, Cennettir, huzurdur, mutluluktur.

Peygamberimizi sevmek hepimiz için en üstün sevinç ve neşedir, heyecandır ve güzelliktir.

O olmasaydı, ne biz olurduk, ne dünya ve de evren.

Gerçek mü’min olmak onu sevmekten geçiyor. Allah’ı sevmenin ölçüsü de onun izinden yürümekten geçiyor.

Ne mutlu size, ne mutlu bize ki, o bize sevgiyi, sevmeyi ve sevilmeyi öğretti.

Ve onu, canımızdan çok seviyoruz, sevmeliyiz. [51]


________________________________________

[1] Ahzab, 33/21.

[2] Çağrıcı, Mustafa, “Nebevi Öğretide İdeal Birey, Toplum ve Devlet”, Hz. Peygamber’in Hayatından Davranış Modelleri, 3. Baskı, Ankara, s. 73; Yüksel Salman-Dr. Mehmet Canbulat-Dr. Yaşar Yiğit, Hz. Peygamber’in Örnekliği, İslan’ın Sosyal Dayanışma ve İsrafa Bakışı, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara, 2002, s.4.

[3] Prof.Dr. M. Yaşar Kandemir, Canım Arzular Seni “Onun Ölçülerine Göre Ben Ne Kadar Müslümanım?” Altınoluk Dergisi, Temmuz, 1998, Sayı:149. s.5.

[4] Buhari, Rikak 8; Müslim, Cennet 1. Ayrıca bk. Ebu Davud, Sünnet 22; Tirmizi, Cennet 21; Nesâi, Eyman 3.

[5] İmam Nevevi, Riyazü’s Salihin, Peygamberimizden Hayat Ölçüleri, Terc:Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir, Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan, Doç.Dr. Raşit Küçük, Erkam Yayınları, İstanbul, tarihsiz, c.1. s.406-407.

[6] Buhari, Rikak 29.

[7] İmam Nevevi, Riyazü’s Salihin, Peygamberimizden Hayat Ölçüleri, Terc:Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir, Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan, Doç.Dr. Raşit Küçük, Erkam Yayınları, İstanbul, tarihsiz, c.1. s.413.

[8] Buhari, Rikak 23.

[9] Buhari, Ezan 158, Zekat 20, el-Amel fi’s-salat 18; Nesâî, Sehv 104.

[10] Nur 24/37.

[11] İmam Nevevi, Riyazü’s Salihin, Peygamberimizden Hayat Ölçüleri, Terc:Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir, Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan, Doç.Dr. Raşit Küçük, Erkam Yayınları, İstanbul, tarihsiz, c.1. s.379-380.

[12] Tirmizi, Kıyamet 25.

[13] Tirmizi, Kıyamet 25.

[14] Müslim, İman 77.

[15] Tirmizi, zühd 11: Ayrıca bk. İbni Mace, Fiten 12.

[16] İmam Nevevi, Riyazü’s Salihin, Peygamberimizden Hayat Ölçüleri, Terc:Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir, Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan, Doç.Dr. Raşit Küçük, Erkam Yayınları, İstanbul, tarihsiz, c.2. s.405.

[17] Kaf, 50/17-18.

[18] Yasin, 36/65.

[19] Prof.Dr. M. Yaşar Kandemir, Canım Arzular Seni “Onun Ölçülerine Göre Ben Ne Kadar Müslümanım? Altınoluk Dergisi, Temmuz, 1998, Sayı:149. s.5-6.

[20] Ebu Davud, Edeb 35.

[21] İmam Nevevi, Riyazü’s Salihin, Peygamberimizden Hayat Ölçüleri, Terc:Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir, Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan, Doç.Dr. Raşit Küçük, Erkam Yayınları, İstanbul, tarihsiz, c.6. s.460-461.

[22] Mü’minun 23/3.

[23] İmam Nevevi, Riyazü’s Salihin, Peygamberimizden Hayat Ölçüleri, Terc:Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir, Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan, Doç.Dr. Raşit Küçük, Erkam Yayınları, İstanbul, tarihsiz, c.6, s. 464.

[24] İsra, 17/36.

[25] Hucurat, 49/12.

[26] Ebu Davud, Edeb 40. (Hadis no:4875).

[27] Ahmed b. Hanbel, Müsned 3/351.

[28] Ebu Davud, Edeb 40, (Hadis no:4874).

[29] Mahmut Toptaş, Kur’an-ı Kerim Şifa Tefsiri, Cantaş Yayınları, İstanbul, 1998, c.7, s.209-210.

[30] Tirmizi, Birr ve Sıla 20.

[31] Buhari, Edeb 50.

[32] Buhari, Vüdu 55,56, Cenaiz, 82, 89, Edeb, 46, 49; Müslim, Taharet 111 (292); Tirmizi, Taharet 53 (70); Ebu Davud, Taharet 11 (20,21); Nesâi, Taharet, 27 (1, 28-30).

[33] Nur, 24/15.

[34] İmam Nevevi, Riyazü’s Salihin, Peygamberimizden Hayat Ölçüleri, Terc:Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir, Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan, Doç.Dr. Raşit Küçük, Erkam Yayınları, İstanbul, tarihsiz, c.6. s.485-487.

[35] Buhari, Ta’bir 45. Ayrıca bk. Ebu Davud, Edeb 88; Tirmizi, Rüya 8; İbni Mâce, Rüya 8.

[36] Buhari, Edeb 69; Müslim, Birr 103-105. Ayrıca bk. Ebu Davud, Edeb 80; Tirmizi, Birr 46; İbni Mâce, Mukaddime 7; Dua 5.

[37] İmam Nevevi, Riyazü’s Salihin, Peygamberimizden Hayat Ölçüleri, Terc:Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir, Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan, Doç.Dr. Raşit Küçük, Erkam Yayınları, İstanbul, tarihsiz, c.6. s.497-498.

[38] Buhari, İman 24, Mezalim 17, Cizye17; Müslim, İman 106. Ayrıca bk. Ebu Davud, Sünnet 15; Tirmizi, İman 14; Nesâi, İman 20.

[39] İmam Nevevi, Riyazü’s Salihin, Peygamberimizden Hayat Ölçüleri, Terc:Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir, Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan, Doç.Dr. Raşit Küçük, Erkam Yayınları, İstanbul, tarihsiz, c.6. s.499-500.

[40] İmam Nevevi, Riyazü’s Salihin, Peygamberimizden Hayat Ölçüleri, Terc:Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir, Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan, Doç.Dr. Raşit Küçük, Erkam Yayınları, İstanbul, tarihsiz, c.2. s.114.

[41] Efzalu’r-Rahman, Siret Ansiklopedisi, İstanbul, 1990, c.3, s.198-199.

[42] Buhari, Bed’ül-Vahy, 3; Mülim, İman, 252; Ahmet b. Hanbel, VI, 223.

[43] Buhari, Mezalim, 3; Müslim, Birr, 58 (2580)

[44] Hucurat 49/10.

[45] Riyazü’s-Salihin, İmam Nevevi, Tercüme ve Şerhi, Mütercim: İhsan Özkes, Esra Yayınları, Konya, 1996. c.2, s.56-57.

[46] Buhari, Edeb 27; Müslim, Birr 66 (2586)

[47] Buhari, İman 7.

[48] Buhari, Mezalim 5, Cenaiz 2; Müslim, Selam 4.

[49] Buhari, Edeb 18; Müslim, Fezâil 164.

[50] İmam Nevevi, Riyazü’s Salihin, Peygamberimizden Hayat Ölçüleri, Terc:Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir, Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan, Doç.Dr. Raşit Küçük, Erkam Yayınları, İstanbul, tarihsiz, c.2. s.184.

[51] Mehmet Paksu, Peygamberimi Seviyorum “Onu Her Varlık Sevdi” İ



Peygamberimizin Örnek Ahlakı